Aslında azıcıkkkk yaramazlıklarım varmış hala daha aile efradı bir araya gelince konuşulan! ! Babamın traş takımlarıyla traş oldumuşum mesela.. Yüzümde bundan kalan bir iz olmaması büyük şans... Bir kutu omomatiği, çizgi oynanır ya onun çizgilerini çizmek için odada halının üstüne boca ettiğimide anlatırlar :)) O zamanlar sobalı olan evimizdeki koca sobayı devirdiğimi,uyurken annemin yüzünü boyadığımı,tamir ediyorum diye evdeki elektriklii tüm eşyaları bozduğumuda saymazsak uslu bir çocuk sayılabilirim sanırım.. :))
'Ben çocukluğumu hiç yaşamadım ki' 28li 29lu yaşlara kadar sürekli söylenen bir garip iç burukluğudur bu millette.
Oysa ben çocukluğumu çok güzel yaşadım :)) Kedileri naylon torbadan yaptığımız paraşütlerle binaların 6. katlarından mı atmadık... Sokaklarda salyangozları toplayıp konserve kutularında pişirip küçük çocuklara mı yedirmedik.. Patates pişirmek için dev ateşler yakıp devasal arazi yangınlarımı çıkarmadık... İs içinde eve geldiğimizde annemizden az mı azar işitmedik.. Geceleri toplu saklambaç mı oynamadık.. Yakantopta az mı kız kızartmadık.. Salıncaklara takla attıracağız derken azmı elimizi kolumuz kırmadık..
Kayda değer bir şey yok... Bi kere kakamın içinden leblebi çıkarıp yemişim Birkaç kere sünnet olmak istemişim...Saçlarım hep kısaydı (şimdi inadına uzunlar) etrafımdaki çocukların ölmesini ve en çok benim sevilmemi istiyordum ki hepsi hayatta yazık ki...
Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar rüyalarımıza melekler uğrardı kapımızdan yoğurtçu bahçemizden ishakkuşu kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi...
Çocukluğumun En sevdiğim sesleri vardı bir zamalar Her gece onları ninni gibi dinler Uykuya süzülürken derinden, yavaşça Anlattıkları hikayerleri Rüyalarıma sığdırdığımdı onlar
Çocukluğumun En sevdiğim yelleri vardı bir zamanlar Dizinde yatarken usulca Dünyanın en eşsiz köşelerinden Esen meltemler gibi Sakin sakin dokunurdu anlıma enseme Dokundukları yerlerdeki kücücük damlaları kuruturdu onlar
Çocukluğumun En sevdiğim ışıkları vardı bir zamanlar Sonsuz noktalar, Gülümseyen dede.... Çimlerin üzerinde elimi uzatınca onlara Ulaşamadığım hayallerimi sakladığım diyarlar Olacakalarını bilemediğimdi onlar...
Çocukluğumun Gerisinde kalanlar Kocaman vucudumun Artık var edemedikleri oldular.... En içimde bir yerlerde Anıdaşlığı paylaşıveren oldular onlar...
vitrinde gördüğüm oyuncak alınmadığı zaman ağlamak....... ailemi yanımda bulamıyınca o büyük korkuya kapılmak........... babamın bana ilk bisikletimi aldığı zaman gözlerimdeki o sonsuz mutluluk,minnettarlık..... annem kek yaptığında gizlice sosunu parmaklamak...... okula ilk adımımı attığımda A,B,C harfini saymaya ilk başladığımda içimdeki o büyük heyecan...... kuşlara olan özentim,onlar gibi sonsuz bir özgürlüğe sahip olmak.... düştüğümde birilerinin hep elimden tutup kaldırması.... hayatı sadece oyundan ibaret sandığım zamanlar..... karnemdeki iyi notları gördüğümde ailemden beklediğim hediyeler.... hayatımda gördüğüm o göz alıcı en güzel elbisenin bana alınması.... kimseye aldırmadan çamurdan oyuncaklar yapmak,yağmurun altında büyük bir sevinçle koşmak,kardan adam yaptığımda gözlerimdeki o bierşeyleri başarmanın saadeti..... anneler gününde anneme yazdığım şiirler.... o kadar uğraşarak yaptığım o resim ve onu büyük bir heyecanla etraftakilere göstererek beğenmelerini beklemek,o 'aferin' sözünü duymak.... bunun gibi daha bir çok şey.....insan öyle bir varlıktır ki en güzel duygularla en özenli biçimde yaratılmıştır....yaptıklarını hissettiklerini saymaya ise kelimeler yetersiz kalır bazen.ya da sayfalar.....okumaya,yazmaya bir ömür yetmez.....ancak yaşanarak öğrenilir....
ablamın suikastlerine rağmen hayatta kaldığım yıllar(yakma, boğma, vb.) . tavuk yumurtası boyayıp renkli civcivler elde ettiğim yıllar(yumurtayı gökkuşağı gibi boyamak bi işe yaramıyor söyleyeyim, civciv rengarenk çıkmıyor) . freddy mercury'yi sevdiğim, şekerpembe'yi izlediğim, dans pistine işediğim, ilk aşkımı yaşadığım yıllar(ilk aşkım demişti ki 'kuduz'u çok seviyorum ama bacakları çok ince! ') ! ne güzeldi.
arkadaşlarıyla bir yaz gecesi iddaya girip mezarlıktan geçmek ve bütün dünyasının o anda değiştiğine inanmak :) yaş aralığı 9...
sünnet düğününde sünnetçiden kaçmak, ağlamak sızlamak, ve en güvendiği kişinin kendisini kandırması sonucu sünnet olmak, bundan sonra kimseye güvenmiyeceğim demek... yaş aralığı: 8
bir yaz günü ovada gördüğü şahinin (araba olan değil :) peşinden koşmak sırf yaptıklarını izlemek için sık bi ormana gizlenmek, ancak sabah olunca öğle uykusunu abarttığını anlamak, annenin tüm mahalleyi ayaklandırıp kendisini aradığını anlamak, yine sonu kötü çocuk olmak: yaş aralığı: 7
mahallelinin bütün misketlerini yutup elindeki misketleri fakire fukaraya dağıtıp tekrar yutmak :) ve misketlerin kaçlık olduğunu sadece kendisi belirlemek, kendisinden 10 yaş büyük ablaları abilere bile hiç acımamak :) yaş aralığı: 7-13
dedeyle balığa gitmek, dedenin bi türlü balık tutmayı becerememesi üzerine isyan etmek, dedenin derenin ortasına oturması ve 'göt ıslanmadan balık tutulmazmış belki şimdi tutarız' demesi ile gidip dedenin yanına oturmak, yine balık tutamamak, sonraki yaşlarda gerçek bi laz olduğunu anlamak :) yaş aralığı: 8-9
bütün kemalettin tuğcu romanlarını okuduktan sonra babaya gidip, bende yazar olacağım çünkü hep aynı kitapları satıp para kazanıyosun demek :) yaş aralığı: 8-10
Gazetelerin verdiği bilimum ropotla, maketle kendine uzay devletleri kurduğum bi dönem, bazen verilen uçakların kanatlarını takmazdım, F4 ler böylece uzay gemisi olurdu :) yaş aralığı: 7-10 Anne izin vermediği için top oynicem diye dereye kaçmak, iyi balık tutmak, ama annenin hep bi şekilde haber alması, sonu kötü çocuk olmak. Yaş aralığı: 10-15 Sabahtan akşama kadar Duruit kişisi gibi ağacın tepesinde doğayı seyrederken, yeni kopardığım koca salkımı yemek, çekirdekleride 'acaba bende tırmanabilirmiyim çokda yüksekmiş' bakışlarıyla ağacın tepesine bakan köpeğinin kafasına atmak, köpeği küstürmek, köpeğe dil döküp 'yapma etme dostuz biz hade gel' demek :) Yaş aralığı: 10-Köpek olsa yine yaparım :) ...
Bazen çocukluğuma karşı çok kuvvetli bir özlem duyuyorum.. Nostalji falan değil çok daha başka birşey, sanki çocukluğumdaki ben farklı biriyim ve o çocuğu özlüyorum..
O coçuk geçmişte kalmış öylece duruyor gibi geliyor bazen, sanki o da beni özlüyor ve beni bekliyor...
Bilmem size de olur mu hiç böyle?
Erenköy o kadar güzeldi ki çocukluğumda (gerçi hala güzel) büyülü bir havası vardı, Erenköy'e mahsus çiçekler vardı gibi gelir bana... rengarenk... şu aralar yok onlar göremiyorum hiç...
Gramafon çiçekleri vardı mesela..pek kalmadı.. İsmini bilmediğim renkli uzun çiçekler vardı...Hanımeli hala var..enfes kokar..enfes.. Bazen keşke bütün dünya hanımeli koksa derim... Bahçelerde manolya ağaçları vardı...
Hele bir keresinde çocukluğuma yani geçmişte kalan o masum çocuğa mektup bile yazdım... cevap hala gelmedi...
Adamın biri yaşlanmış..uzun uzun aynaya akmış ve iç geçirmiş: Hey gidi hey, nerede bizim zamanımızdaki aynalar! !
Bilmem ki...aynalara mı birşeyler oldu yoksa bize mi?
Çocukluğum asi tarihimdir benim; çocukluğuma gömülmeliyim bugün...
Aslında azıcıkkkk yaramazlıklarım varmış hala daha aile efradı bir araya gelince konuşulan! !
Babamın traş takımlarıyla traş oldumuşum mesela.. Yüzümde bundan kalan bir iz olmaması büyük şans...
Bir kutu omomatiği, çizgi oynanır ya onun çizgilerini çizmek için odada halının üstüne boca ettiğimide anlatırlar :))
O zamanlar sobalı olan evimizdeki koca sobayı devirdiğimi,uyurken annemin yüzünü boyadığımı,tamir ediyorum diye evdeki elektriklii tüm eşyaları bozduğumuda saymazsak uslu bir çocuk sayılabilirim sanırım.. :))
ne çok şehir gördün sen ve ne çok insan...dolayısıyla özlediğin çok şey var ey gençliğim!
mevsim rüzgarları nezaman eserse,ozaman hatırlarım,
çocukluk rüyalarım şeytan uçurtmalarım...
öper beni annem yanaklarımdan güzel bir rüyada,sanki sevdiklerim hayattalarken hala...
'Ben çocukluğumu hiç yaşamadım ki'
28li 29lu yaşlara kadar sürekli söylenen bir garip iç burukluğudur bu millette.
Oysa ben çocukluğumu çok güzel yaşadım :))
Kedileri naylon torbadan yaptığımız paraşütlerle binaların 6. katlarından mı atmadık...
Sokaklarda salyangozları toplayıp konserve kutularında pişirip küçük çocuklara mı yedirmedik..
Patates pişirmek için dev ateşler yakıp devasal arazi yangınlarımı çıkarmadık... İs içinde eve geldiğimizde annemizden az mı azar işitmedik..
Geceleri toplu saklambaç mı oynamadık..
Yakantopta az mı kız kızartmadık..
Salıncaklara takla attıracağız derken azmı elimizi kolumuz kırmadık..
.(((iğğyykk...benim günahım neydi...
Kayda değer bir şey yok... Bi kere kakamın içinden leblebi çıkarıp yemişim Birkaç kere sünnet olmak istemişim...Saçlarım hep kısaydı (şimdi inadına uzunlar) etrafımdaki çocukların ölmesini ve en çok benim sevilmemi istiyordum ki hepsi hayatta yazık ki...
Benim çocukluğumda soframıza kuşlar konar
rüyalarımıza melekler uğrardı
kapımızdan yoğurtçu
bahçemizden ishakkuşu
kalbimizden yeni çıkan şarkılar geçerdi...
Yaramazlıklarla geçti...
bana diil kardeşlerime sorulmalı çocukluğum, en iyi oyuncaklarım oldukları düşünülürse.... :)) :((
Kız kardeşimin yanağında mantar tabancası patlatmıştım.Çok utanıyorum aklıma gelince.
unutamadığım komsu kızlarıyla evlicilik oyunları:p
deniz kenarı, kumsal...
peşinden koştuğum gökkuşağı...
balık avlamak için yetiştirdiğim solucan kolonisi :))
commodore 64'üm...
ve bisikletim....
hatta bi gün babam bana sırf istiyo diye bi çekiç almıştı. onunla hergün bi yerlere çivi çakar dururdum...hehe..ne günlerdi yaa...
Çocukluğumun
En sevdiğim sesleri vardı bir zamalar
Her gece onları ninni gibi dinler
Uykuya süzülürken derinden, yavaşça
Anlattıkları hikayerleri
Rüyalarıma sığdırdığımdı onlar
Çocukluğumun
En sevdiğim yelleri vardı bir zamanlar
Dizinde yatarken usulca
Dünyanın en eşsiz köşelerinden
Esen meltemler gibi
Sakin sakin dokunurdu anlıma enseme
Dokundukları yerlerdeki kücücük damlaları kuruturdu onlar
Çocukluğumun
En sevdiğim ışıkları vardı bir zamanlar
Sonsuz noktalar,
Gülümseyen dede....
Çimlerin üzerinde elimi uzatınca onlara
Ulaşamadığım hayallerimi sakladığım diyarlar
Olacakalarını bilemediğimdi onlar...
Çocukluğumun
Gerisinde kalanlar
Kocaman vucudumun
Artık var edemedikleri oldular....
En içimde bir yerlerde
Anıdaşlığı paylaşıveren oldular onlar...
dayanışma-paylaşım-eglence-masumiyet-yeşil doğa-özgürlük- keşke lerin arzulandığı istek ! ! ! ! ! !
vitrinde gördüğüm oyuncak alınmadığı zaman ağlamak.......
ailemi yanımda bulamıyınca o büyük korkuya kapılmak...........
babamın bana ilk bisikletimi aldığı zaman gözlerimdeki o sonsuz mutluluk,minnettarlık.....
annem kek yaptığında gizlice sosunu parmaklamak......
okula ilk adımımı attığımda A,B,C harfini saymaya ilk başladığımda içimdeki o büyük heyecan......
kuşlara olan özentim,onlar gibi sonsuz bir özgürlüğe sahip olmak....
düştüğümde birilerinin hep elimden tutup kaldırması....
hayatı sadece oyundan ibaret sandığım zamanlar.....
karnemdeki iyi notları gördüğümde ailemden beklediğim hediyeler....
hayatımda gördüğüm o göz alıcı en güzel elbisenin bana alınması....
kimseye aldırmadan çamurdan oyuncaklar yapmak,yağmurun altında büyük bir sevinçle koşmak,kardan adam yaptığımda gözlerimdeki o bierşeyleri başarmanın saadeti.....
anneler gününde anneme yazdığım şiirler....
o kadar uğraşarak yaptığım o resim ve onu büyük bir heyecanla etraftakilere göstererek beğenmelerini beklemek,o 'aferin' sözünü duymak....
bunun gibi daha bir çok şey.....insan öyle bir varlıktır ki en güzel duygularla en özenli biçimde yaratılmıştır....yaptıklarını hissettiklerini saymaya ise kelimeler yetersiz kalır bazen.ya da sayfalar.....okumaya,yazmaya bir ömür yetmez.....ancak yaşanarak öğrenilir....
ablamın suikastlerine rağmen hayatta kaldığım yıllar(yakma, boğma, vb.) .
tavuk yumurtası boyayıp renkli civcivler elde ettiğim yıllar(yumurtayı gökkuşağı gibi boyamak bi işe yaramıyor söyleyeyim, civciv rengarenk çıkmıyor) .
freddy mercury'yi sevdiğim, şekerpembe'yi izlediğim, dans pistine işediğim, ilk aşkımı yaşadığım yıllar(ilk aşkım demişti ki 'kuduz'u çok seviyorum ama bacakları çok ince! ') !
ne güzeldi.
arkadaşlarıyla bir yaz gecesi iddaya girip mezarlıktan geçmek ve bütün dünyasının o anda değiştiğine inanmak :) yaş aralığı 9...
sünnet düğününde sünnetçiden kaçmak, ağlamak sızlamak, ve en güvendiği kişinin kendisini kandırması sonucu sünnet olmak, bundan sonra kimseye güvenmiyeceğim demek... yaş aralığı: 8
bir yaz günü ovada gördüğü şahinin (araba olan değil :) peşinden koşmak sırf yaptıklarını izlemek için sık bi ormana gizlenmek, ancak sabah olunca öğle uykusunu abarttığını anlamak, annenin tüm mahalleyi ayaklandırıp kendisini aradığını anlamak, yine sonu kötü çocuk olmak: yaş aralığı: 7
mahallelinin bütün misketlerini yutup elindeki misketleri fakire fukaraya dağıtıp tekrar yutmak :) ve misketlerin kaçlık olduğunu sadece kendisi belirlemek, kendisinden 10 yaş büyük ablaları abilere bile hiç acımamak :) yaş aralığı: 7-13
dedeyle balığa gitmek, dedenin bi türlü balık tutmayı becerememesi üzerine isyan etmek, dedenin derenin ortasına oturması ve 'göt ıslanmadan balık tutulmazmış belki şimdi tutarız' demesi ile gidip dedenin yanına oturmak, yine balık tutamamak, sonraki yaşlarda gerçek bi laz olduğunu anlamak :) yaş aralığı: 8-9
bütün kemalettin tuğcu romanlarını okuduktan sonra babaya gidip, bende yazar olacağım çünkü hep aynı kitapları satıp para kazanıyosun demek :) yaş aralığı: 8-10
Gazetelerin verdiği bilimum ropotla, maketle kendine uzay devletleri kurduğum bi dönem, bazen verilen uçakların kanatlarını takmazdım, F4 ler böylece uzay gemisi olurdu :) yaş aralığı: 7-10
Anne izin vermediği için top oynicem diye dereye kaçmak, iyi balık tutmak, ama annenin hep bi şekilde haber alması, sonu kötü çocuk olmak. Yaş aralığı: 10-15
Sabahtan akşama kadar Duruit kişisi gibi ağacın tepesinde doğayı seyrederken, yeni kopardığım koca salkımı yemek, çekirdekleride 'acaba bende tırmanabilirmiyim çokda yüksekmiş' bakışlarıyla ağacın tepesine bakan köpeğinin kafasına atmak, köpeği küstürmek, köpeğe dil döküp 'yapma etme dostuz biz hade gel' demek :) Yaş aralığı: 10-Köpek olsa yine yaparım :) ...
Cocuklugumuzun oykuleri yeniden okunmali.
Hayati yeniden yazmak icin..
Bazen çocukluğuma karşı çok kuvvetli bir özlem duyuyorum..
Nostalji falan değil çok daha başka birşey, sanki çocukluğumdaki ben farklı biriyim ve o çocuğu özlüyorum..
O coçuk geçmişte kalmış öylece duruyor gibi geliyor bazen, sanki o da beni özlüyor ve beni bekliyor...
Bilmem size de olur mu hiç böyle?
Erenköy o kadar güzeldi ki çocukluğumda (gerçi hala güzel)
büyülü bir havası vardı, Erenköy'e mahsus çiçekler vardı gibi gelir bana... rengarenk... şu aralar yok onlar göremiyorum hiç...
Gramafon çiçekleri vardı mesela..pek kalmadı.. İsmini bilmediğim renkli uzun çiçekler vardı...Hanımeli hala var..enfes kokar..enfes.. Bazen keşke bütün dünya hanımeli koksa derim... Bahçelerde manolya ağaçları vardı...
Hele bir keresinde çocukluğuma yani geçmişte kalan o masum çocuğa mektup bile yazdım... cevap hala gelmedi...
Adamın biri yaşlanmış..uzun uzun aynaya akmış ve iç geçirmiş: Hey gidi hey, nerede bizim zamanımızdaki aynalar! !
Bilmem ki...aynalara mı birşeyler oldu yoksa bize mi?
Böyle işte...özlüyorum....
Muhabbetle