Biz ulusal birlikten, barıştan, umuttan, mutluluktan, Türkiye'den yanayız. Biz laiklikten, demokrasiden, inançtan, faziletten ve milli bağımsızlıktan yanayız. Biz Türkiye'yiz. Bize yakışan bu. Şimdi birlik zamanı.
Hayatın zaman zaman patakladığı aşıklardık biz. ölen sevgilimizin arkasından mutlaka bir hayvan edinir ya da çiçek yetiştirirdik onun adını verdiğimiz.
'Artık konuşabileceğimiz bir şeyin kalmaması ne kötü..seni özlemeyi öyle kanıksamışım ki içimdeki boşluk sadece seni özleyememek.. Neler paylaşmıştık oysa seninle..nelere göğüs germiştik..zamana bırakalım derdim her şeyi ama ortada ne paylaşılacak bir zaman kaldı ne de BİZ kaldık.. İçimi en çok acıtan ne biliyor musun yarım kalanlar,yaşayamadıklarımız,hayallerimiz..'
Biz rüzgarların meçhul bir ülkeye, saadete sürüklediği birer gemiydik....
Hakketmemişdik bu saadeti. Bir mucizeyi yaşıyorduk. Ve yaşıyoruz...
Aşk, dehadan çok daha nadir. Bunun için binbir ihtimal bir araya gelecek. Arzda hayatın başlaması gibi bir şey. İnsanın maymundan üremesi gibi bir şey. Ben görmeyeceğim, sen yaşamamış olacaksın. Ve bütün muhitimiz bakar kör olacak. Ne seni farkedecekler, ne beni. Ben kimseye benzemeyenim. Sen kimseye benzemeyensin.
serseri kuşlar gibi gökyüzünün doruğunda ellerin elime değsin bir yağmur buğusunda biz kanadı kırılmamış serçe edasında severek, sevilerek yaşayıp gidelim
Toprakyüzünde avareler gibi işsiz-güçsüz ve anlamsız kaldık. Bir-az özgür, bir-çok sefil, müstakil bir benliğin kurak dünyasında misafir... Yaz sıcağında gezinir olduk.
'Ben herkesi birleştiren özle ilgileniyorum, şekil ve formla değil. Ve özde öylesine yakınız ki, şimdi bizi ayıran farklılıklar o noktada eriyip yok oluyor tamamen...'
Arayışlarının kör kuyularında...bir ışık görmeyi uman...iyi kalpli...temiz ruhlu insanlarız biz... Kapıları aralıyoruz çoğu zaman içinden pembe bir ışık huzmesi dışarı süzülsün diye...ama kapının ardındakileri dile getirmekten kaçarak ve asla üzerindeki kilit zincirini çıkarmadan dışarıya bakmakla yetinmek belki kusurumuz...... Bir de yeni yolculuklar korkutur bizi.. Aşk bir tangodur...bir adım erker ileri atar...bir adım kadın geri...yada.. tam tersi...
'aynı kadınla iki kez evlenerek hayatımı mahvettim,'demiş William Saroyan.
hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler her zaman vardır, William, neyin veya kimin bizi önce bulduğuna bakar, mahvolmaya hep hazırızdır.
mahvolmuş hayatlar olağandır bilgeler için de ahmaklar için de.
ancak o mahvolmuş hayat bizimki olduğunda, işte o zaman farkına varırız intiharların,ayyaşların,hapishane kuşlarının,uyuşturucu müptelaları ve benzerlerinin varoluşun menekşeler kadar, gökkuşağı kasırga ve tamtakır mutfak dolabı kadar olağan bir parçası olduklarının.
Arayışlarının kör kuyularında...bir ışık görmeyi uman...iyi kalpli...temiz ruhlu insanlarız biz...
Kapıları aralıyoruz çoğu zaman içinden pembe bir ışık huzmesi dışarı süzülsün diye...ama kapının ardındakileri dile getirmekten kaçarak ve asla üzerindeki kilit zincirini çıkarmadan dışarıya bakmakla yetinmek belki kusurumuz......
Bir de yeni yolculuklar korkutur bizi..
Aşk bir tangodur...bir adım erker ileri atar...bir adım kadın geri...yada.. tam tersi...
sınırda kalmışlardanız biz..
..hep sınıfta kalmışlardan
Biz ulusal birlikten, barıştan, umuttan, mutluluktan, Türkiye'den yanayız. Biz laiklikten, demokrasiden, inançtan, faziletten ve milli bağımsızlıktan yanayız. Biz Türkiye'yiz. Bize yakışan bu. Şimdi birlik zamanı.
Hayatın zaman zaman patakladığı aşıklardık biz. ölen sevgilimizin arkasından mutlaka bir hayvan edinir ya da çiçek yetiştirirdik onun adını verdiğimiz.
” Ruhuna balyoz yemiş yenikler diyarında, sürgüne yollanmış bedenlerin sahipleriyiz
biz. “
Bir çoğumuz bu dünyada, hep başkalarının yazdığı yüzeysel bir masalın okuyucuları, dinleyicileri ve hatta kahramanlarıyız...
'Artık konuşabileceğimiz bir şeyin kalmaması ne kötü..seni özlemeyi öyle kanıksamışım ki içimdeki boşluk sadece seni özleyememek..
Neler paylaşmıştık oysa seninle..nelere göğüs germiştik..zamana bırakalım derdim her şeyi ama ortada ne paylaşılacak bir zaman kaldı ne de BİZ kaldık..
İçimi en çok acıtan ne biliyor musun yarım kalanlar,yaşayamadıklarımız,hayallerimiz..'
bLeKKet
Biz bize, birlikte, nice anılar biriktirmeye...
BİZ TÜRKLERne şanlı milletiz ki bizden olmayanlara bile söz hakkı verebiliyoruz..Bunun bile farkında değiller yazık..Ne de basit ONLAR..
varoluşumuzu raflara kaldırdık...
Biz rüzgarların meçhul bir ülkeye, saadete sürüklediği birer gemiydik....
Hakketmemişdik bu saadeti. Bir mucizeyi yaşıyorduk. Ve yaşıyoruz...
Aşk, dehadan çok daha nadir. Bunun için binbir ihtimal bir araya gelecek. Arzda hayatın başlaması gibi bir şey. İnsanın maymundan üremesi gibi bir şey. Ben görmeyeceğim, sen yaşamamış olacaksın. Ve bütün muhitimiz bakar kör olacak. Ne seni farkedecekler, ne beni. Ben kimseye benzemeyenim. Sen kimseye benzemeyensin.
Cemil Meriç.
biz üç kişiydik
bedirhan
nazlıcan
ve ben
suphi.........
burda neciyiz?
soru etoya..
cevabı lütfen bana...
üç harfliyiz ama..
serseri kuşlar gibi gökyüzünün doruğunda
ellerin elime değsin bir yağmur buğusunda
biz kanadı kırılmamış serçe edasında
severek, sevilerek yaşayıp gidelim
Toprakyüzünde avareler gibi
işsiz-güçsüz ve anlamsız kaldık.
Bir-az özgür, bir-çok sefil,
müstakil bir benliğin kurak dünyasında misafir...
Yaz sıcağında gezinir olduk.
'Ben herkesi birleştiren özle ilgileniyorum, şekil ve formla değil. Ve özde öylesine yakınız ki, şimdi bizi ayıran farklılıklar o noktada eriyip yok oluyor tamamen...'
duygularımın sesini bende çok severüm... :)
Biz biz olamazsak başkaları bizi kendisi yapar...
Biz,yorgun bir kentin aşık yüzleriyiz senle...
Arayışlarının kör kuyularında...bir ışık görmeyi uman...iyi kalpli...temiz ruhlu insanlarız biz...
Kapıları aralıyoruz çoğu zaman içinden pembe bir ışık huzmesi dışarı süzülsün diye...ama kapının ardındakileri dile getirmekten kaçarak ve asla üzerindeki kilit zincirini çıkarmadan dışarıya bakmakla yetinmek belki kusurumuz......
Bir de yeni yolculuklar korkutur bizi..
Aşk bir tangodur...bir adım erker ileri atar...bir adım kadın geri...yada.. tam tersi...
eternalflame
iki kişiyiz.
mahvolmuş hayatlar
'aynı kadınla iki kez
evlenerek hayatımı mahvettim,'demiş
William Saroyan.
hayatlarımızı mahvedecek bir şeyler
her zaman vardır,
William,
neyin veya kimin
bizi önce
bulduğuna
bakar,
mahvolmaya hep hazırızdır.
mahvolmuş hayatlar
olağandır
bilgeler için de
ahmaklar için de.
ancak
o mahvolmuş hayat
bizimki olduğunda,
işte o zaman
farkına varırız
intiharların,ayyaşların,hapishane
kuşlarının,uyuşturucu müptelaları
ve benzerlerinin
varoluşun
menekşeler kadar,
gökkuşağı
kasırga
ve
tamtakır
mutfak
dolabı
kadar
olağan
bir parçası
olduklarının.
charles bukowski
Biz ferd olarak bu hengamede eziliyoruz.Zira bu devir saldiri devri,her yerden her yönden istila..beyin market,köse bucak,sokak,giysi...hepsi..
Biz ilim sahibi degiliz,zan sahibiyiz
(bence)
Arayışlarının kör kuyularında...bir ışık görmeyi uman...iyi kalpli...temiz ruhlu insanlarız biz...
Kapıları aralıyoruz çoğu zaman içinden pembe bir ışık huzmesi dışarı süzülsün diye...ama kapının ardındakileri dile getirmekten kaçarak ve asla üzerindeki kilit zincirini çıkarmadan dışarıya bakmakla yetinmek belki kusurumuz......
Bir de yeni yolculuklar korkutur bizi..
Aşk bir tangodur...bir adım erker ileri atar...bir adım kadın geri...yada.. tam tersi...
''Biz ızdıraptan da,zevkten de,senden de öksüz kaldık...''
BİZ ÜÇ KİŞİYDİK BEDİRHAN NAZLICAN VE BEN SUPHİ :)))
Biz sadece çoğul birinci kişi zamiri olarak kullanılmaz. Tığ veya bir çeşit çuvaldıza ve de bir mersin balığı türüne bile biz denirmiş...
Tabi resmi konuşmalarda ya da kitaplarda ben zamiri yerine de kullanılır.