hayat trafiği var bir de işte, hayat trafiği, örümcek ağından yuvalardaki cinayetler; kan donduruyor, kırmızıda…,
ve sen cellat; bir yaşama her son verişinde, son sözün söylenmesine anlayış tanıman, insanın gözüne sokulmuş bir eros oku değil midir…, söyle; değil midir,
ki tutucu bir adamım ben çok doğru, bir yol tuttu mu; geriye çevrilmem öyle kolay kolay, ama yalnız, geri çevrilmenin muhabbete gitmek, anlamına geldiğine inanırsam, yön tanımaz olurum ve kararır gözlerim,
evet; çizgisi orta yerde, bağnazıyım gerçek hayatın…, peki şimdi söyle güzel kardeşim, tam olarak sen neredesin, bak kaç ömürdür buradayım, bu denizin karşısında…, ve ne kadar zaman oldu, yine hiçliğimle bekliyorum, kıpırdamadan, eylemsiz seni…; intiharı seçmiş bir balina kadar ölü, kıyıya vurmuş ve cansız…,
denizdeyim…, tam karşısında, kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için, gözlerimi kırpmadan bekliyorum…, kafamı kaldırıp bir an göğe baksam, yine orada kim olsa bilir, o şımarık, tembel ve inatçı bulut…,
sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki bulutlar renk değişmez mi hiç, hep o puslu gri, /kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/ ki bir iç ses daha evet, sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan, ve hep aynı hoşnutlukta…;
bağnaz insan olmaktan korkmayan herkes er ya da geç bağnaz olur. herşeyde böyledir aslında. kibirli olmaktan korkmazsanız kibirli olursunuz. acımasız olmaktan vs. bilmiyorum galiba doğru dediklerim..
İnsanın kendisini fikirlerle tanımlama çalışması sonucu ortaya çıkan inanç durumu. İnsan bir üretimi olan düşünceye köle yapılınca ister istemez bir takım kemikleş kavramlara sarılma ihtiyacı içine girer. Çünkü 'Neyim? ' sorusuna ve 'Ne olmalıyım' sorusuna kendi içinde farkında olsun veya olmasın bir cevap vermek zorundadır insan. Kendini bir tanıma tabi tutmayan varlık benlik algısını idrak edemez. Dünyadaki insanın merkezi nazar noktası kendisidir. Bu yüzden bu pencereyi hangi renge boyarsa dışarıda ancak o renk ağırlıklı manzaralar görür. Bağnazlık her insanda bulunan bir özellik. Zaten kendisini fikirlerle tanımaya çalışan veya tanımlaya çalışan tüm insanların ortak noktalarından bir tanesidir...
Solcular, 'daevrimciler', 'kemalistler', kokanalar, sadece cumhuriyet gazetesinin masallarını okuyup dünyatı o masallardan ibaret zanneden zavallılar.... Bunlar, bu ülkenin en bağnazları...
bana 'bağnaz' diyenlerdir asıl bağnaz olanlar ki ben onlarla aynı toplumda yaşamaktan utanmazken onlar kendilerinden utanmayıp beni ikinci üçüncü sınıf reaya görmüşlerdir.
hayat trafiği var bir de işte,
hayat trafiği,
örümcek ağından yuvalardaki cinayetler;
kan donduruyor,
kırmızıda…,
ve sen cellat;
bir yaşama her son verişinde,
son sözün söylenmesine anlayış tanıman,
insanın gözüne sokulmuş bir
eros oku değil midir…,
söyle; değil midir,
ki tutucu bir adamım ben çok doğru,
bir yol tuttu mu;
geriye çevrilmem öyle kolay kolay,
ama yalnız,
geri çevrilmenin muhabbete gitmek,
anlamına geldiğine inanırsam,
yön tanımaz olurum ve kararır gözlerim,
evet;
çizgisi orta yerde,
bağnazıyım gerçek hayatın…,
peki şimdi söyle güzel kardeşim,
tam olarak sen neredesin,
bak kaç ömürdür buradayım,
bu denizin karşısında…,
ve ne kadar zaman oldu,
yine hiçliğimle bekliyorum,
kıpırdamadan, eylemsiz seni…;
intiharı seçmiş bir balina kadar ölü,
kıyıya vurmuş ve cansız…,
denizdeyim…,
tam karşısında,
kıpırtısızlığını delecek ilk dalgayı yakalamak için,
gözlerimi kırpmadan bekliyorum…,
kafamı kaldırıp bir an göğe baksam,
yine orada kim olsa bilir,
o şımarık,
tembel ve inatçı bulut…,
sahi şu içi geçmiş dünyanın tepesindeki
bulutlar renk değişmez mi hiç,
hep o puslu gri,
/kaç gündür aralıksız yağan rahmetten/
ki bir iç ses daha evet,
sıkılmaz mı hiç bu inatçı bulut çakılı kalmaktan,
ve hep aynı hoşnutlukta…;
bağnaz insan olmaktan korkmayan herkes er ya da geç bağnaz olur. herşeyde böyledir aslında. kibirli olmaktan korkmazsanız kibirli olursunuz. acımasız olmaktan vs. bilmiyorum galiba doğru dediklerim..
bağnaz yeniliklere karşı olan tutucu bir yaşam tarzını benimseyen kişilere verilen addır
yobaz, geri kafalı, kesin dogruları olan bunların dışına cıkamatan vs.
İnsanın kendisini fikirlerle tanımlama çalışması sonucu ortaya çıkan inanç durumu. İnsan bir üretimi olan düşünceye köle yapılınca ister istemez bir takım kemikleş kavramlara sarılma ihtiyacı içine girer. Çünkü 'Neyim? ' sorusuna ve 'Ne olmalıyım' sorusuna kendi içinde farkında olsun veya olmasın bir cevap vermek zorundadır insan. Kendini bir tanıma tabi tutmayan varlık benlik algısını idrak edemez. Dünyadaki insanın merkezi nazar noktası kendisidir. Bu yüzden bu pencereyi hangi renge boyarsa dışarıda ancak o renk ağırlıklı manzaralar görür. Bağnazlık her insanda bulunan bir özellik. Zaten kendisini fikirlerle tanımaya çalışan veya tanımlaya çalışan tüm insanların ortak noktalarından bir tanesidir...
bağnaz demek bana köpekleri çağrıştırıyor kurt köpekleri özellikle
Türkiyede çok olan şeylerden biri
bağnaz herşeyi bilen herşeyi körü körüne bilen demektir teşekkür ederim
Din, ideoloji, millet ve cinsiyet farkı olmadan herkesimin içinde bol miktarda çıkan inandığının dışında doğru tanımayan eblehler...
Solcular, 'daevrimciler', 'kemalistler', kokanalar, sadece cumhuriyet gazetesinin masallarını okuyup dünyatı o masallardan ibaret zanneden zavallılar.... Bunlar, bu ülkenin en bağnazları...
'Laikçilik' hastalığına tutulmuş olanlar, ateistler, deistler, agnostikler... Bunlar bu ülkenin açıkara en bağnaz gruplarıdır...
aids ten tehlikeli bi durum..
herhangi bir konuya körükörüne inanmak ve baglanmak.diğer alternarifleri reddetmektir.
din konularını(özellikle müslümanlık hakkında) gerçekliiyle ele almayan,saptırmaya ve at gözlüğüyle olaya bakan kişi veya kişiler
fanatik
bana 'bağnaz' diyenlerdir asıl bağnaz olanlar ki ben onlarla aynı toplumda yaşamaktan utanmazken onlar kendilerinden utanmayıp beni ikinci üçüncü sınıf reaya görmüşlerdir.
Demokrat olmayan.
Fikri sabit.
Örn. Cümle:
Üniversitede iken her konuda konuşur ama islamiyet konusunda bağnaz olduğumu söyler kimseyle tartışmasına girmezdim.
tutucu..