Doğru kişi bulunmalı bence.. doğu kişi bulununcaya kadar da insan, yanındaki kişi ile hiçbir şey paylaşmamalı.. Paylaşmayınca daha iyi tanıyor aşkı.. Aşk, bir tablet ya.. :)) zamanını iyi ayarlamak lazım..
yaşam ile ölüm arasında amansız bir savaş ise hayatın kendisi yaşamın kesin galip geldiği biricik süreçtir AŞK aşksızlıksa ölümlerden ölüm beğenme süreci
aşk, sımsıcak birşeylerin bütün damarlarına yayılması hücrelerini kaplamasıdır ve birden üşümektir yaz ortasında aşk, beklemektir gelmeyeceğini bile bile.....
aşk içinde sevinç ve hüznü birarada barındırmaktır hem neden üç harftir bilirmisiniz? çünkü iki mutlu kişi vardır birde mutsuz yalnız işte o yalnızlardan biri de benim
Belki herkesin kendini doğruluğuna inandırdığı tüm insanların tek ve ortak yalanı.. Belki de hep yok sandığımız o hep var olan... Belki de belkilerden öteye geçemeyecek bir sır...
aşk karşındakinden bir çıkar gözetmeksizin onunla en güzel duygularını paylaşmaktır.kolay elde edilmez ama nedense kolay kaybedildiği oluyor.ona bunları hissedip bitmesine izin vermeyin...
AŞK bir paylaşımdır! bir hayatı iki karşıt bedende bir arada ve mükemmel bir uyum içerisinde yaşayabilmektir. aşk hayattaki en ulu belki de bu yüzden en karmaşık duygu yoğunluğudur...
Aşk bir oyanusta geride bıraktıktıklarını düşnmeden daima açılmaktır. Aşk bir bebeğin bazen ağlaması bazen annesine kondurduğu bir buse, belkide bir sevgilinin sadakatinde gizlediği masum bir çizgi, bazen sevgilinin şehvetli öpüşü...Ama en önemlisi AŞK sevgilinin saygı duyuşu.
aşk; iki satır arası boşluklarımızı doldurur.ve bizden daha cesaretlidir.aşk bazen tepe takla idam edilmiş kırmızı bir güldür.öylece kurutursan hiç bozulmaz...en kötüsü de bu. aşk biraz da adrenalindir.aşıklar bakıştığında koskoca bir patlama olacakmış gibi gelir bana. ben aşkı tanımlayamam. hiçkimse tanımlayamaz.belki de dünya aşkla dönüyordur.yani koskoca bir körlükle...bu biraz korkutucu değil mi?
Bir papatya tarlası düşünün... Ve o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur.. Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker.. Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın.. Gözlerin başkasını görmez olur o an. Onun için herşeyi yapmak istersin... Dokunmak istersin.. Dokunamazsın, orda, onunla ölmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.. Dayanamazsın onun kokusuna.. Unutturur herşeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin.. O papatya orda kalmıştır, yüreğinin bir kenarında.. Paylaşılmamıştır bi çok şey.. Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.. İşte bu AŞK...
Koskoca bir bahçede Demetler içinde bir papatya Asik olmus, yanmis tutusmus Ak sakalli bahçivana.. Bir ümit bekliyormus. Yüzlerce çiçegin arasindan Onunla, sadece onunla Saatlerce ilgilenmesini... Buz gibi suyunu Sadece ona döksün istiyormus.. Sadece ona degsin makasi, Sadece ona gülsün dudaklari... Kiskaniyormus bahçivani, Kirmizi güllerden, Sari lalelerden, Mor menekselerden.. Papatya, sadece bahçivan için açiyormus, Bembeyaz yapraklarini.. Bir gün, Aski öyle büyümüs ki.. Papatya yapraklarini tasiyamaz olmus.. Egilivermis boynu.. Topraga bakiyormus artik.. Bahçivanin sadece sesini duyuyormus Ayaklarini görüyormus.. Buna da sükür diyormus.. Yetiyormus ona, bahçivanin varligini hissetmek.. Zaman akip gidiyormus.. Papatya bahçivanin yüzünü görmeyeli çok olmus.. Ne var sanki boynumu kaldirsa Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormus.. Yanip tutusur olmus.. Ve iste bir gün.. Bahçivan papatyaya dogru yaklasmis.. Incecik bedenini ellerinin arasina almis.. Elindeki sopayi, köklerinin yanina, topraga sokmus Bir iple papatyanin gövdesini baglayivermis sopaya.. Papatya o an daha çok sevmis bahçivani.. Hala göremiyormus onu, Ama bedeni kurtulmus.. Uzun bir müddet sonra, Bahçivan ugramaz olmus bahçeye.. Gelen giden yokmus.. Kahrindan ölecekmis papatya.. Ama iste bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmis.. Derin bir oh çekmis.. Çilgincasina sevdigi bahçivan geri gelmis.. Birden, kendisine dogru gelen iki ayak görmüs.. Bu onun delicesine sevdigi bahçivan degilmis.. Baska birisiymis.. Adamin elinde bir de makas varmis.. Papatyanin kafasini kaldirmis yukariya dogru.. Ne güzel açmissin sen öyle demis.. Bu gencecik, yakisikli bir delikanliymis.. Gözleri gök mavisi, saçlari günes sarisiymis.. Ama gövden seni tasimiyor demis.. Elindeki makasi papatyanin boynuna dogru uzatmis.. Ve bir hamlede basini gövdesinden ayirmis. Papatya yere düserken hatirlamis sevdigini.. O ak saçli, ak sakalli, yasli mi yasli bahçivani hatirlamis.. Bir de o gencecik, yakisikli delikanliyi düsünmüs.. Ve o an anlamis, neden o yasli bahçivani sevdigini.. O her seye ragmen, papatyaya emek vermis.. Ona hiç bir zaman güzel oldugunu söylememis, Ama onu aslinda hep sevmis.. Papatya anlamis artik.. Sevgi, emek istermis... Yere düstügünde son bir kez düsünmüs sevdigini.. Tesekkür etmis ona içinden.. Son yapragi da kurudugunda, Biliyormus artik.. Gerçek sevginin, söylemeden, yasamadan, ve asla kavusmadan varolabilecegini
aşk öğreticilerinin medyanın çeşitli kollarından bize pompaladıkları aşk tarifini kabul etmiyorum. Aşkın ortak bi tarifini yapmaya çalışmak ta çok saçma. Bence her insan kendi aşkını yaşar bi başkasının çizdği aşk portresinde kendinden çizgiler aramak belki daha kolay ama bence doğru değil
dün seni görünce kalp atışlarım hızlandı.ellerim titredi.sen beni izlerken çok heyecanlanıyordum.oysa seni tanımıyordum.sen kimsin? bilmiyorum..sanırım yine aşk kapımı çaldı çalacak..tam da sınav zamanı olur mu yaaa? ... :))))))))
Doğru kişi bulunmalı bence.. doğu kişi bulununcaya kadar da insan, yanındaki kişi ile hiçbir şey paylaşmamalı..
Paylaşmayınca daha iyi tanıyor aşkı..
Aşk, bir tablet ya.. :))
zamanını iyi ayarlamak lazım..
BENCE AŞK; HEM HERŞEYİ HEM DE HİÇ BİRŞEYİ İFADE EDİYOR. ONU BULUNA HERŞEYİ, BULMAYANA İSE HİÇ BİRŞEYİ.....
Viran bir balıkçı teknesine bakan balıkların hissettiği güven ve güvensizlik duygusu olsa gerek. Yakalansan bir türlü, yakalanmasan bir başka dert...
Aşk; kuşun kanadı, kelebeğin göz kamaştırıcı renkleri, şiir tadı ve yüreğin en yüksek zirvelerde dolaşması gibidir..
aşk en büyük hırsızlıktır.kendimizi çalarız bir başkası için..
yaşam ile ölüm arasında
amansız bir savaş ise hayatın kendisi
yaşamın kesin galip geldiği biricik süreçtir
AŞK
aşksızlıksa ölümlerden ölüm beğenme süreci
Bence AŞK her şey demek ama gerçek aşkı yaşamıyorsanız aşk bir felaket ama siz gerçek aşkı yaşadığınıza eminseniz işte aşk o zaman aşktır.
bence aşk: elle tultulamayan, gözle görülemeyen, ten ve kalbin birbiriyle anlaştığı bir durumdur.
aşk, sımsıcak birşeylerin bütün damarlarına yayılması hücrelerini kaplamasıdır ve birden üşümektir yaz ortasında
aşk, beklemektir gelmeyeceğini bile bile.....
aşk içinde sevinç ve hüznü birarada barındırmaktır
hem neden üç harftir bilirmisiniz?
çünkü iki mutlu kişi vardır birde mutsuz yalnız
işte o yalnızlardan biri de benim
Belki herkesin kendini doğruluğuna inandırdığı tüm insanların tek ve ortak yalanı..
Belki de hep yok sandığımız o hep var olan...
Belki de belkilerden öteye geçemeyecek bir sır...
bence aşk, tutku, vazgecılmezlık ve olumsuzdur.mesela bırısıne askı oldugunuz zaman ılk askım dersınız.cunku ılkler onda yasanır...
aşk karşındakinden bir çıkar gözetmeksizin onunla en güzel duygularını paylaşmaktır.kolay elde edilmez ama nedense kolay kaybedildiği oluyor.ona bunları hissedip bitmesine izin vermeyin...
AŞK bir paylaşımdır! bir hayatı iki karşıt bedende bir arada ve mükemmel bir uyum içerisinde yaşayabilmektir. aşk hayattaki en ulu belki de bu yüzden en karmaşık duygu yoğunluğudur...
aşk; bir insanın kendi dışında bir varlığı kendi bilincine tümden ve karşılıksız kayıtsz tercih etmesidir.
ölümlü bedenlerde direnen ölümsüzlük
aşk karanlık bir gecede gökyüzüne baktığında yalnız olmadığını bilmektir
aşk karanlık bir gecede gökyüzüne baktığında yalnız olmadığını bilmektir (bayan)
Aşk bir oyanusta geride bıraktıktıklarını düşnmeden daima açılmaktır. Aşk bir bebeğin bazen ağlaması bazen annesine kondurduğu bir buse, belkide bir sevgilinin sadakatinde gizlediği masum bir çizgi, bazen sevgilinin şehvetli öpüşü...Ama en önemlisi AŞK sevgilinin saygı duyuşu.
üç harftir, fazlası değil.
En büyük aşk, karşılıksız olandır.
aşk; iki satır arası boşluklarımızı doldurur.ve bizden daha cesaretlidir.aşk bazen tepe takla idam edilmiş kırmızı bir güldür.öylece kurutursan hiç bozulmaz...en kötüsü de bu.
aşk biraz da adrenalindir.aşıklar bakıştığında koskoca bir patlama olacakmış gibi gelir bana.
ben aşkı tanımlayamam. hiçkimse tanımlayamaz.belki de dünya aşkla dönüyordur.yani koskoca bir körlükle...bu biraz korkutucu değil mi?
Bir papatya tarlası düşünün...
Ve o tarlanın
kenarındaki yolda yürüyorsundur..
Yine milyonlarcası arasında
bir tanesi seni çeker..
Yaklaşırsın, yanına gidersin o papatyanın..
Gözlerin başkasını görmez olur o an.
Onun için herşeyi yapmak istersin...
Dokunmak istersin.. Dokunamazsın,
orda, onunla ölmek istersin.
Ama birden hafif bir rüzgar eser ve
bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna..
Dayanamazsın onun kokusuna..
Unutturur herşeyi bir anda
ve o kokunun geldiği yöne gidersin..
O papatya orda kalmıştır,
yüreğinin bir kenarında..
Paylaşılmamıştır bi çok şey..
Unutulmaz belki
ama geri de dönülmez ona..
İşte bu AŞK...
"Mutlu aşk yoktur" demiş Aragon. Aşkolsun!
kendine dönmektir...sonrası ya kendini keşfetmek yada kendinden vazgeçmek...
Koskoca bir bahçede
Demetler içinde bir papatya
Asik olmus, yanmis tutusmus
Ak sakalli bahçivana..
Bir ümit bekliyormus.
Yüzlerce çiçegin arasindan
Onunla, sadece onunla
Saatlerce ilgilenmesini...
Buz gibi suyunu
Sadece ona döksün istiyormus..
Sadece ona degsin makasi,
Sadece ona gülsün dudaklari...
Kiskaniyormus bahçivani,
Kirmizi güllerden,
Sari lalelerden,
Mor menekselerden..
Papatya, sadece bahçivan için açiyormus,
Bembeyaz yapraklarini..
Bir gün,
Aski öyle büyümüs ki..
Papatya yapraklarini tasiyamaz olmus..
Egilivermis boynu..
Topraga bakiyormus artik..
Bahçivanin sadece sesini duyuyormus
Ayaklarini görüyormus..
Buna da sükür diyormus..
Yetiyormus ona, bahçivanin varligini hissetmek..
Zaman akip gidiyormus..
Papatya bahçivanin yüzünü görmeyeli çok olmus..
Ne var sanki boynumu kaldirsa
Bi kerecik daha görsem yüzünü diyormus..
Yanip tutusur olmus..
Ve
iste bir gün..
Bahçivan papatyaya dogru yaklasmis..
Incecik bedenini ellerinin arasina almis..
Elindeki sopayi, köklerinin yanina, topraga sokmus
Bir iple papatyanin gövdesini baglayivermis sopaya..
Papatya o an daha çok sevmis bahçivani..
Hala göremiyormus onu,
Ama bedeni kurtulmus..
Uzun bir müddet sonra,
Bahçivan ugramaz olmus bahçeye..
Gelen giden yokmus..
Kahrindan ölecekmis papatya..
Ama iste bir sabah...
Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmis..
Derin bir oh çekmis..
Çilgincasina sevdigi bahçivan geri gelmis..
Birden, kendisine dogru gelen iki ayak görmüs..
Bu onun delicesine sevdigi bahçivan degilmis..
Baska birisiymis..
Adamin elinde bir de makas varmis..
Papatyanin kafasini kaldirmis yukariya dogru..
Ne güzel açmissin sen öyle demis..
Bu gencecik, yakisikli bir delikanliymis..
Gözleri gök mavisi, saçlari günes sarisiymis..
Ama gövden seni tasimiyor demis..
Elindeki makasi papatyanin boynuna dogru uzatmis..
Ve
bir hamlede basini gövdesinden ayirmis.
Papatya yere düserken hatirlamis sevdigini..
O ak saçli, ak sakalli, yasli mi yasli bahçivani hatirlamis..
Bir de o gencecik, yakisikli delikanliyi düsünmüs..
Ve o an anlamis, neden o yasli bahçivani sevdigini..
O her seye ragmen, papatyaya emek vermis..
Ona hiç bir zaman güzel oldugunu söylememis,
Ama onu aslinda hep sevmis..
Papatya anlamis artik..
Sevgi, emek istermis...
Yere düstügünde son bir kez düsünmüs sevdigini..
Tesekkür etmis ona içinden..
Son yapragi da kurudugunda,
Biliyormus artik..
Gerçek sevginin, söylemeden, yasamadan, ve asla kavusmadan varolabilecegini
Aşk
Açıncabaharın.dişi gülleri
Bir başka eser rüzgar
Bahçelerde;
Dinle;
Çılgınca öten bülbülleri
Sorma;
Niçin düştüğünü, bu derde....
aşk öğreticilerinin medyanın çeşitli kollarından bize pompaladıkları aşk tarifini kabul etmiyorum. Aşkın ortak bi tarifini yapmaya çalışmak ta çok saçma. Bence her insan kendi aşkını yaşar bi başkasının çizdği aşk portresinde kendinden çizgiler aramak belki daha kolay ama bence doğru değil
dün seni görünce kalp atışlarım hızlandı.ellerim titredi.sen beni izlerken çok heyecanlanıyordum.oysa seni tanımıyordum.sen kimsin? bilmiyorum..sanırım yine aşk kapımı çaldı çalacak..tam da sınav zamanı olur mu yaaa? ... :))))))))
aşk yaşarken ölmektir. aşk en kutsal duygudur.aşk acı çekmek aşk bir gül gibi solmaktır