benim gibi düşlerini ve gülüşlerini yitirmiş yarından korkan dünden hoşnut olmayan ve bugünü unutanlara duyulası bi duygudur heralde ACIMAK. Aaffff hayat ne garip Allah'ım.
acımak sadece insanlara hasbir olay insanların zaten enbüyük zafıda buya ama bu bizim iyiniyetimizi su istimal eden bazı kendinin bilmez arkadaşlarımız işte dilen kılığında senden benden zengin insanlar var işte bizde bunlara yardım ediyoz sebebide acımak gibi bir alışkanlığımız olmasıdır insanların içerisinde öle birşey vardırki sanki bambaş ka insadır senyanında acı ile kıvranan bir kişiye bakmasanda ama içindeki o ses seni oraya cekecek.....
Nâlân, n'olamaz, n'asla, benden nefret et lâkin bana n'acıma! ! ! !
Acımak kadar insanca bir duygudan neden kaçılır ve nefret tercih edilir n'anlamış değilim. Bu repliği kullanan ilk Törkiş sinema senaristinin psikolojik durumu Psikiyatr'larca tahlil edilmeli ve toplum bu yanlıştan bir an önce kurtarılmalı.
Bir de tiksinmek manasında kullanılan ACIMAK kelimesi var. Bu ötekinden de ACI... ve de yalan üstelik. Elimi vicdanıma koyup düşününce 2. manada kullanılan ACIMAK kelimesinin hiçbir acıma hissi içermediğini düşünüyorum.
Bu insanca duygudan kaçılmamalı; yardımseverliğin, hoşgörünün, sevginin temellerini atabilen, içinde nefret barındırmayan bir kelime, bir duygu... Öf, efkar bastı:(:::
Acımak iki çeşittir. Birincisi kalbin sabırsızlığından doğar; bir başkasının acı çektiğini görmenin verdiği büyük üzüntüden elinden geldiğince kurtulmak ister. merhametin böylesi acıyı paylaşmaz, başkasınn acısından kendini uzaklaştırma çabasıdır yalnızca. Acımanın ikincisi - yalnızca bunun değeri vardır- dutgudan uzak ama yaratıcı olan, neyi istediğini bilir. Sabırla ve acıyı paylaşarak gücünü de ötesinde direnir.
Ben Reşat Nuri GÜNTEKİN'in ACIMAK isimli romanındaki ifadesine aynen katılıyorum.Ve bu kitabın okunmasını tavsiye ediyorum.Şöyle diyor yazar; Acımak..Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniim.Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse; başkalrının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir.Fikrimce yalnıca doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti bir cemiyeti mutlu etmeye kafi gelemez.Bunun için acımak, biribirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazımdır.
bence acımak kişinin zaafıdır. merhamet insanı zayıf kılar burda düşene de sende bir tekme vur anlamında degıl bu soyledıgım.ama acımak zaaftır. ve aslında acımak duygusallıgın ön plana cıkmasıdır ki bu da mantıklı düşünmeyı engeller mantıklı düşünememkte herzaman olmasada cogu zmaan bızım hata yapmamızza sebep olur. onun ıcın askta olsun işte olsun duygusallıga fazla kapılmamlıyız acımak ta duygusallıgımızın en temel parcası olduugu ıcın acımamalıyız. bence.merhameti bol insanların hayat hıkayelerıne bır bakın birde acımasız olanların hayat hıkayelerıne bıyografılerıne bakın hangısının hayatta daha basarılı olduugnu goreceksınız.. siz siz olun acımayın merhametten maraz dogar :)
Vicdan.Merhamet.Insaf. Duyarli olmak. Her kiside acima duygusu olmali, ama bu, karsindaki kisiyi kücümsemek, o kisinin veya kisilerin onurunu kirip rencide etmek anlamina gelmez.
Sakatlık acınilacak bir durum değildir bence, bir sakata bakarak acımak ne kadar doğal görünse de onların dünyadaki imtihanı o olduğundan bu kişilere bakarak kişinin önce kendi haline şükretmesi gerekir lakin kişinin şunu da düşünmesi gerekir, sağlıklı sapa sağlamken kişinin sorumlulukları sakat olan birisinden daha fazladır lakin tarihte de örnekleri çok olduğu gibi bu sakatları sağlam kişilerden geri bırakmamış tam tersine insanlık yararına muhteşem yararlarda bulunmuşlardır. Durum böyle iken acınacak kişi acaba mazereti olan mıdır yoksa sapasağlam iken yerinde oturan mıdır?
çoğu zaman kendi halime...
sana ha? yol ver geçeyim..!
acırsan acınacak hale düşersin....
bunu yeni tecrübe ettim.
hep derlerdi allahın acımadığına sende acıma diye ama bendeki yürek buna izin vermezdi....gerçi hala vermiyor. olsun ben bu halimi seviyorum.
benim gibi düşlerini ve gülüşlerini yitirmiş yarından korkan dünden hoşnut olmayan ve bugünü unutanlara duyulası bi duygudur heralde ACIMAK. Aaffff hayat ne garip Allah'ım.
bir insani gücsüz kabiliyetsiz görmek..
Allahi kimseyi bu duruma düsürmesin! !
acımak sadece insanlara hasbir olay insanların zaten enbüyük zafıda buya ama bu bizim iyiniyetimizi su istimal eden bazı kendinin bilmez arkadaşlarımız işte dilen kılığında senden benden zengin insanlar var işte bizde bunlara yardım ediyoz sebebide acımak gibi bir alışkanlığımız olmasıdır insanların içerisinde öle birşey vardırki sanki bambaş ka insadır senyanında acı ile kıvranan bir kişiye bakmasanda ama içindeki o ses seni oraya cekecek.....
Reşat Nuri Güntekin'in çok güzel bir romanı
bu kelimeye boyun eğersen, bu kelimenin esiri olursun. acımak yok!
Nâlân, n'olamaz, n'asla, benden nefret et lâkin bana n'acıma! ! ! !
Acımak kadar insanca bir duygudan neden kaçılır ve nefret tercih edilir n'anlamış değilim. Bu repliği kullanan ilk Törkiş sinema senaristinin psikolojik durumu Psikiyatr'larca tahlil edilmeli ve toplum bu yanlıştan bir an önce kurtarılmalı.
Bir de tiksinmek manasında kullanılan ACIMAK kelimesi var. Bu ötekinden de ACI... ve de yalan üstelik.
Elimi vicdanıma koyup düşününce 2. manada kullanılan ACIMAK kelimesinin hiçbir acıma hissi içermediğini düşünüyorum.
Bu insanca duygudan kaçılmamalı; yardımseverliğin, hoşgörünün, sevginin temellerini atabilen, içinde nefret barındırmayan bir kelime, bir duygu...
Öf, efkar bastı:(:::
Acımak iki çeşittir. Birincisi kalbin sabırsızlığından doğar; bir başkasının acı çektiğini görmenin verdiği büyük üzüntüden elinden geldiğince kurtulmak ister. merhametin böylesi acıyı paylaşmaz, başkasınn acısından kendini uzaklaştırma çabasıdır yalnızca.
Acımanın ikincisi - yalnızca bunun değeri vardır- dutgudan uzak ama yaratıcı olan, neyi istediğini bilir. Sabırla ve acıyı paylaşarak gücünü de ötesinde direnir.
Stefan Zweig
duygu
sana ha? yol ver geçeyim..!
En acınacak durum..insanın kendine acımasıdır..
vicdan mastürbasyonu..
dünya acımasızdır, sizde yalancıysanız o zaman acımaya başlarsınız
Ben Reşat Nuri GÜNTEKİN'in ACIMAK isimli romanındaki ifadesine aynen katılıyorum.Ve bu kitabın okunmasını tavsiye ediyorum.Şöyle diyor yazar;
Acımak..Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniim.Evet dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse; başkalrının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini
öğretir.Fikrimce yalnıca doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti bir cemiyeti mutlu etmeye kafi gelemez.Bunun için acımak, biribirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazımdır.
acımak, aşık olmaktır.
acıma acınacak hale düşersin demiş adamlar ben mi sorguluycam şimdi, yaşamışlar ki demişler...
bence acımak kişinin zaafıdır. merhamet insanı zayıf kılar burda düşene de sende bir tekme vur anlamında degıl bu soyledıgım.ama acımak zaaftır. ve aslında acımak duygusallıgın ön plana cıkmasıdır ki bu da mantıklı düşünmeyı engeller mantıklı düşünememkte herzaman olmasada cogu zmaan bızım hata yapmamızza sebep olur. onun ıcın askta olsun işte olsun duygusallıga fazla kapılmamlıyız acımak ta duygusallıgımızın en temel parcası olduugu ıcın acımamalıyız. bence.merhameti bol insanların hayat hıkayelerıne bır bakın birde acımasız olanların hayat hıkayelerıne bıyografılerıne bakın hangısının hayatta daha basarılı olduugnu goreceksınız.. siz siz olun acımayın merhametten maraz dogar :)
Reşat Nuri Güntekin'in çalıkuşuna benzer diğer kitabı
Vicdan.Merhamet.Insaf. Duyarli olmak.
Her kiside acima duygusu olmali, ama bu, karsindaki kisiyi kücümsemek, o kisinin veya kisilerin onurunu kirip rencide etmek anlamina gelmez.
bence biber yemektir....
acımak bir erdemdir..acıyabilmek... kendini onun yerine bir nebze koyabilmek..
reşat nuri bu mefhumu o kadar güzel anlatıyor ki....
Sakatlık acınilacak bir durum değildir bence, bir sakata bakarak acımak ne kadar doğal görünse de onların dünyadaki imtihanı o olduğundan bu kişilere bakarak kişinin önce kendi haline şükretmesi gerekir lakin kişinin şunu da düşünmesi gerekir, sağlıklı sapa sağlamken kişinin sorumlulukları sakat olan birisinden daha fazladır lakin tarihte de örnekleri çok olduğu gibi bu sakatları sağlam kişilerden geri bırakmamış tam tersine insanlık yararına muhteşem yararlarda bulunmuşlardır. Durum böyle iken acınacak kişi acaba mazereti olan mıdır yoksa sapasağlam iken yerinde oturan mıdır?
acimak kendini yuceltme sanatidir..kendine guvenen ve bilincli bireyler acimaz, yardim ederler..ama sadaka vererek sevap satil almaya calisarak degil