Kültür Sanat Edebiyat Şiir

20/30/40 / yirmi,otuz,kırk sizce ne demek, 20/30/40 / yirmi,otuz,kırk size neyi çağrıştırıyor?

20/30/40 / yirmi,otuz,kırk terimi Fatma Sena Gündüz tarafından tarihinde eklendi

  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    XX
    altında kaldığını sandığın çığın,
    ne denli nefesinle eriyip giden,
    kar tanecikleri olduğunu görerek,
    ov o karlarla,
    aşkın narkozu altında,
    uyuşturduğun vicdanını arkadaşım ki;
    daima yan çıktığımız benliğe vedamız,
    bir yeni selama merhaba olsun…,
    ve,
    hiç muhabbetten aciz kalmasın hayatlarımız;

    ki bilirsin,
    ellerimize tutuşturulmuş avuntular
    ve oyuncakların hiçbiri tesellimiz olmadı…,
    zaaflara vedalar nasuh mertliğinde,
    merhabalarsa, diriltici kılabiliyorsa anlamlı;

    şu beyanlarım deklarasyonum olsun ki insanlığa,
    vardığım menzillerden biri de ey yâren,
    aşkta talepsiz olmaktı…;
    ama biliyorum,
    içgörünün tebliğini;
    benliği bilmek isteğidir kavuran o meşhur ben/i…,
    ve hakikatine ermek istemektir yakıcı olan özünde
    ortadaki, tüm medeniyet mefkûrelerinde,
    oysa marifet eriyebilmek emelidir zerrelikte…,
    ve tepeden tırnağa niyaza değer olan da budur,
    anlıyor musun dilimi…,

    ki dingin bir gölün sularında,
    nazlı nazlı süzülerek yüzen
    bir kuğu zarafetiyle,
    geldin ömrüme sen hekimlerin hekimi…,

    bakışlarım bulanıktı,
    ve derinliğini su sarmaşıkları sarmıştı,
    sense yok diyordun gözlerime bakarak
    böyle bir renk, yok…;

    içi yünden ve yumuşak,
    dışı, dokunulduğunda kadife hissi veren,
    süet ve dikişleri gizli olmayan ve sağlam,
    bir eldiven kadar muhtacım sohbetine…,
    bu muhabbetten yana buzul çağın ıssızlığında ve,
    bu ayaz iklimlerin, aldığım her soluğunda,
    sana, varlığına ve pratisyen kalmışlığına…,
    ah;

    amor;
    m
    o
    r,
    diye bir olgu var batının lisanında,
    ve karartma altında asırlardır,
    yine batının kendi kancıklığında…,
    peki o halde,
    artık söndürün ışıkları doğuda da madem,
    ki içimden geçen radyasyon,
    kalbimi röntgenliyor...,
    ve yahuda ağacı astım,
    kalbimin yedi stent takılmış kollarına,


  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    XX
    altında kaldığını sandığın çığın,
    ne denli nefesinle eriyip giden,
    kar tanecikleri olduğunu görerek,
    ov o karlarla,
    aşkın narkozu altında,
    uyuşturduğun vicdanını arkadaşım ki;
    daima yan çıktığımız benliğe vedamız,
    bir yeni selama merhaba olsun…,
    ve,
    hiç muhabbetten aciz kalmasın hayatlarımız;

    ki bilirsin,
    ellerimize tutuşturulmuş avuntular
    ve oyuncakların hiçbiri tesellimiz olmadı…,
    zaaflara vedalar nasuh mertliğinde,
    merhabalarsa, diriltici kılabiliyorsa anlamlı;

    şu beyanlarım deklarasyonum olsun ki insanlığa,
    vardığım menzillerden biri de ey yâren,
    aşkta talepsiz olmaktı…;
    ama biliyorum,
    içgörünün tebliğini;
    benliği bilmek isteğidir kavuran o meşhur ben/i…,
    ve hakikatine ermek istemektir yakıcı olan özünde
    ortadaki, tüm medeniyet mefkûrelerinde,
    oysa marifet eriyebilmek emelidir zerrelikte…,
    ve tepeden tırnağa niyaza değer olan da budur,
    anlıyor musun dilimi…,

    ki dingin bir gölün sularında,
    nazlı nazlı süzülerek yüzen
    bir kuğu zarafetiyle,
    geldin ömrüme sen hekimlerin hekimi…,

    bakışlarım bulanıktı,
    ve derinliğini su sarmaşıkları sarmıştı,
    sense yok diyordun gözlerime bakarak
    böyle bir renk, yok…;

    içi yünden ve yumuşak,
    dışı, dokunulduğunda kadife hissi veren,
    süet ve dikişleri gizli olmayan ve sağlam,
    bir eldiven kadar muhtacım sohbetine…,
    bu muhabbetten yana buzul çağın ıssızlığında ve,
    bu ayaz iklimlerin, aldığım her soluğunda,
    sana, varlığına ve pratisyen kalmışlığına…,
    ah;

    amor;
    m
    o
    r,
    diye bir olgu var batının lisanında,
    ve karartma altında asırlardır,
    yine batının kendi kancıklığında…,
    peki o halde,
    artık söndürün ışıkları doğuda da madem,
    ki içimden geçen radyasyon,
    kalbimi röntgenliyor...,
    ve yahuda ağacı astım,
    kalbimin yedi stent takılmış kollarına,

    /bir kelebeğin ömrü kadardı;
    sabırsız ve güzel erguvanın baharda,
    yapraklanmadan çiçeklenmesi
    ve sığdırabilirdi esrarlı demleri
    o kısa ve büyülü zamana/

    bir parantezli iç ses daha işte,

    ve o erguvan ağacının,
    mor salkımları kadar,
    koyuydu göz halkalarım
    yokluğunda…,

    o halde;
    asıyorum kalbimi
    ben de zamansız,
    a/mor/a çalan dallarına
    ve erguvan tebessümüne,
    aşkta üstadım senin…,

    ki kısa,
    çabuk ve hareketli,
    aceleci, sabrı kıt,
    fakat görkemli ve heybetli,
    ve ahir zaman baharı gibi,
    hemen geçmek üzre
    bilirsin erguvan zamanı…,
    ah;

  • Ayca Şen
    Ayca Şen

    % 73 ;)

  • Blue Send Me
    Blue Send Me

    ayrıca 5in katları olmasıda (hepsinin) şüphe çekici? ?

  • Blue Send Me
    Blue Send Me

    hepside 9dan büyük sayılar..
    bi anlamı olmalı bunun neden 9 dan küçük değilde büyük? ?

  • Drag Bonfire
    Drag Bonfire

    şeker umarım bu sayılarla alakan yoktur........................)

  • Yaşam Aslan
    Yaşam Aslan

    20li yaşlaaaaaaarrrrrr

    30lu yaşlaaaaaarrrrrr

    40lı yaşlaaaaaaaarrrr