sen olmayınca güvende olmadığım duygusu ağır basıyor bu kenttin ruhsuz caddelerinin birinde otobüsten indiğimde...
gündüz bir ara aynada ufalan gözlerimi görünce panikledim. hep böyle olur yokluğunda üzüldüğümde.
karanfile çıkan merdiveleri tırmanırken çok acele ediyorum. sırtımın dibinde biri varmış gibi. her hangi biri de olabilir.
Doğduktan sonra dini bütün dini samimi bir müslüman dedesi ; hep düşünürüm kulağıma ezanı fısıldasaydı ve acaba bu ve şu yaşımda
hrçın adi düzenbaz dik muhalif vs filan olur muydum? ...diye
İçimdende gelmedi iyi bir insan olmak ne demek filan duygusu. Düşünmedim..
Yalnız biri tam anımsamıyorum evladım çalışmak da ibadettir okumak da demişti çocukluğumda. 59 yıldır çaĺışıyorum emekli filan olmuşum haberim yok. Dünya kadar kitap ve defalarca Kuranın türkçeye çevirisini okumuş olmakla övünmem böbürlenmem itibarlıyım filan demem insana hayvana saygısızlık etmem.
Bütün sevişmeleri doymadan yaşıyoruz artık
Bütün doyumsuzluklar
Yağan yağmurlar
çürük elma
Elele tutuşmalarımızda çıktığımız tüm çarpışmalarda
Ülkem ülken değildi
Bastığın topraklar
Ezdiğin ekinler
Dolaşıp yüzdüğün denizler
Küçümsediklerin:
Senin için ciğerleri beş para etmezler
Bir bıçak gibi karşımda duruyorsun
Çelik kapımın çerçevesinde
Bir Mona değilsin ama
acımsın hüznümsün kederimsin
aldatanımsın ölümümsün
Bir Lisa değilsin ama
297 nolu otobüsün içinde
başkent zımbalamış beni
kafamda bir ağrı
zirvesinde bir bulut parçası
bırakır mı yağmuru
ölüm kadar sevdim seni
bu gün fransızca ermenice yunanca ve
Neşet Ertaş ezgileriyim
ne mutlu insanım
yağmurlarla ormanlarla çöllerle el ele diz
dize kol kola patikalarla uçurumlarla
bazı şeylere dokunmalısın izin filan almadan
ve siyah gözlü kadına annemde severdi demelisin
sabah karanlığında
fesleğen kokulu dünyayı
bir göçmen olsa da derinden bir iniltiyle
kulağıma fısılsardı kırgınca
Ali dayı.
seksene merdiven dayamış çekirge gibi sıçrardı ordan oraya. Almanya görmüş zamanında. Kırlaşmış saçlarını arkadan topuz yapardı. Şubenin yanındaydi marketi. İktidarı hiç sevmezdi. Hain bunlar derdi.
Ali dayı şeker hastasıydı. İnatçıydı. Ayak başparmağında çıkan nasırı kesmeye çalışmış. Biraz derinden kesince başparmağı enfeksiyon kapmış.
İnatçıydı. Esnaf arkadaşları çok söylemişler yahu bir doktora git. Kendin iyileştiremezsin ölürsün diye ama
dinlememiş.
Şirket geri dönüşümcülerle anlaşamaďığı için sorunlar çözülene dek malzeme almayı durdurdu. Malzeme getiren İnsanların giderlerinden düşüyordu. Hele şu ortamda.
Beş lira on lira ceplerinde kalıyordu. Bu konu da duyuru ilanları bastırdı.
O ilanları tüketiciler okusunlar aydınlansılar
çaĺışana soru sormasınlar gibi bir düşünceleri vardı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!