içim almıyor
iğrençlikleri gördükçe
kusacağım geliyor
ne kadar saklansa da
güneş balçıkla sıvanmıyor
donuk bakışlar
ablan
hayata tutundurdu seni
sonsuzluğun karanlığından
su, aş, can verdi
gezdirip giydirdi
tuttu seni bize getirdi sonra
çocukken
köşe kapmaca oynardık
mutluluktan dört köşe
var mıydı ki daha öte
evin köşesi de olsa
jelatin gibi
milimetre zarafetinde
ve şeffaf
işinin ehli
aleni
herkesin gözü önünde
çay deyip geçme
alın teri
emek vardır her zerresinde
sanattır
çay otuyla
önümde çay bardağı
ve içinde kaşığı
bense
Kız Kulesini içerim
Sultanahmet’i
dalgaları
ilkokulda
hayvanları ve ağaçları koruma kolundaydım
dokundurtmazdım görevim gereği kimseyi
ne ağaçlara ne de hayvanların kılına
yerli malı haftalarının olduğu
aman ha
sana zarar gelmesin
etliye sütlüye karışma
böyle gelmiş böyle gider
sen mi kurtaracaksın memleketi
telkinleriyle büyüdük
su yolu oldu
habire tekrarlayıp duran
her seferinde
yüreğimi incitip
ciğerimiden parça alan acılar
acıyı yaşamadan
mutluluk
kötüyü yaşamadan
iyilik
yağmuru yaşamadan
gökkuşağı olmaz ne yazık ki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!