veresiye zamanların kaptıkaçtı duygularıyla
bağbozumunda başlar bilcümle ayrılıklar
ve unutulur
haybeye verilen, bol keseden sözler
her bir yaprağın yere düşüşünde
kurana el basmalar, ant içmeler, yeminler
ışık hızındaki iletişim çağında
yolunu mu karıştırdılar
felekleri mi şaştı
çoktan tarih olan
telgrafın telleri sandılar
çamaşır iplerini
gavur icadıydı
kırk sene sonra
geldi yurduma
hatırlar mısınız çocukluğumuzda
manyetolu telefonlar vardı
birkaç günde
karakışın ağırlığını
en çok da
yüreğimde hissettim
iliklerime varana
ve seni içerim
kana kana
güç veren ellerin
ağrıyan yerlerin
ürperten teninden
huzur veren
o ılık nefesinden öperim
yere basmayan
ayak üstü kararlar
ani parlamalar
yüksekten uçuşlar
yapılan hatalar
tepetaklak eder
biz çocukken
öpünce geçerdi acılarımız
akide şekerler boyasızdı
sokaklar cıvıllığıyla
yaşam alanıydı
sevdalılar pencereden
günler süren kafa karmaşasında
iple çekilen
o günkü buluşma
malumun ilanıydı aslında
iki farklı düşünce
iki ayrı kişilik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!