ne de çabuk geçti
ne de örseleyici
geçmiyor gibi görünesi bir sene
bugün
yürek yarasının
iç acısının
Süleymaniye
arkadaşım Coşkun’la
ders çalışırdık fırsat buldukça
Adıyamanlılar’ ın kahvede
bitmek tükenmek bilmeyen
80 Sonrası Okul Çevresi
Şehremini’ de king oynardık bütün ciddiyetiyle
sonucu kızdırmaya dayalı, masrafı ise bölüşürdük eşitçe
ya Mesut ne çekerdin, Coşkun, Recep,Güngör’le
sana yaptığımız eşek şakalarından
çağımızın vebası
ne kuş gribi
ne aids
en bulaşıcısı
insanı tecrit eden
esir alan iletişimsizlik
ama yalan ama dolan
dünyalığınızı yaptınız beyler
aksırıncaya tıksırıncaya kadar
din adına dindar gibi
şayet inanıyorsanız
Rumeli Hisarı
Yıldız Parkında ilk elini tutmuştum
duygu sarhoşluğu ile
Emirgan’da gezdik seninle, uyurgezer gibi
hiçbir köşk, yüreğinden güzel değildi
Martılara Konuk Olurduk
sana ulaşmanın bir yolu
125 numaralı otobüsle karayolu
biri de Kadıköy vapurundan geçerdi
yürüyüş yolumuz ve Haydarpaşa’da
Çapa
okulumun semti gençliğimin
bahçesi, sandalyesi, kanepeleri, klinikleri
cafe Ümit, ortopedi kantini mekânlarımızdı
en yoğun tartışmaların merkezi, yemekhanenin altı öğrenci kantini ve kavgası ile
kurallar değişip
bir ara verilse ömre
devre arası misali
hazırlanmak için ikinci yarıya
mutlu olur muydun
umutlu
Afrikalı çocuk gibi
aç olduğumda
besledin sütünle
ekmeğinle
doyurdun anne




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!