ne Çin Seddi
ne Berlin duvarı
ne de Süveyş kanalı
ve engin denizler
engelleyebilir sevgimizi
kıyamadım duvarına
kapına yazmaya
girip içeri
yüzüne söyleyip
haykırmak istedim sevdamı
gardropp askısı gibi
her kalıba girme ne olur
kendine özgü
bir çizgin
bir duruşun olsun
omurgalı
ayni yere sığmamıza
engelse koşullar
biliniz ki
ceketimizi alıp
çıktığımızda
yoktur dönüşü
çiçekler ne yapsın
hava şaşırmışsa
bir sıcak
bir soğuk
ve tomurcukta
donakalmışsa
kokusu burnunda tüten yasemene
gelinciğin estetiğine
ve sevdalıya
kulağındaki hoş sadaya
gözlerinde yakaladığın
unutulmazlığın hayaline
babamın memuriyeti ve tayini münasebetiyle
yedi yaşımda tanıştım şehirle
köyden indim şehire misali
şehir dediğim yanıltmasın sizi
on bin küsur nüfuslu
dört yanı dağlarla çevrili
annemize
ekmeğin üzerine sürdürüp
yağlı ya da salçalı ekmek
yediğimiz günlerdi
“ekmeğin elden”
"suyun gölden"
anasız babasız
evsiz barksız
yataksız yorgansız
üstsüz başsız
beş parasız
yurtsuz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!