hey benim
tarifsiz vurulmuşluklarım
etrafa aldırmazlıklarım
ve yeniden olsa
yine de seninle
doyumsuz yaşanmışlıklarım
yorgun şehrin
ışıl ışıl
dingin
ve sakin gecesinde
kurbağalar vırakladığında
ayın şavkı
bir sen anlarsın beni
ve bilirsin sırrımı
bir sana dökerim içimi
gerçi şişede durduğun gibi durmaz
sallandırırsın beni
ama yine de olsun
hırpalandım
sıkıntı yaşadım
sıkıldım
ezildim
üzüldüm
özgürlüğümü kaybettiğim de oldu
yeri geldi
kar yağdı sevdama
yeri geldi
sağır eden gök gürültüsünde
sırılsıklam oldu
donuna kadar ıslanarak
alın yazısı gibi
önceden yazılmaz
duvar yazıları
fırçanın istediği renkte
büyüklükte
içerikte
doğrularımı yaşadım hep
genel doğruları
ve doğru bildiklerimi
eğrilerim olmuştur muhakkak
ama eğilmişliğim asla
tüm vahşetin
olanca acımasızlığı
ve dehşetiyle
hüküm sürdüğü
orman kanunlarının hakimiyetinde
ağaç kovuğuna sığınan
yaz günü lodosta
masamızı aydınlatan
geçmişe götürüp
geleceği anlatan
lambanın ışığı kadar cesur
inatçı
sapı kırılıp
göğsünden ayrılsa sazımız
notalar basmasa
perdeler karışsa
mızrap olmasa
akort tutmasa




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!