I. Uzun Bir Aradan Sonra
Uzun bir aradan sonra
İlk şiirimi yazdım bitirdim
Elim ayağım kırık kesik
Uzun bir hastalıktı geçirdiğim
İçimden hep iyilik geliyor
Yaşadığımız dünyayı seviyorum
Kin tutmak benim harcım değil
Çektiğim bütün sıkıntıları unuttum
Parasız pulsuzum ne çıkar
Gelecek güzel günlere inanıyorum
Sonuna geliyoruz dostum
Eksiliyor soframızda
Bir bir iskemleler
Duyuyorum içimde
Yeşeriyor baş verip
Sinemalarda kalabalık sahneler görürsün
Eski esir pazarlarını hatırlatır
Güney Pasifik´te ya da Afrika´da bir liman
Kocaman gemilerin yanaştığı kıyıda
Tektük beyazın karıştığı yerli halk
Kurulmuş tezgâhların arasında dolaşır
Diyelim bir masa var önümde
Elimde bardak
Oturmuş içiyorum
Bardak mı Urla mı tuttuğum?
Bardağı masaya
Sabahları âşık değilim dedim
Hakikaten de öyleyimdir
Her sabah rahat, neşeli olurum
Hatta sesime bakmadan türkü söylerim
Herkes gibi işime giderim ben de
Dün, Köprü’nün korkuluğuna dayadım elimi
Buz gibi
Artık denize bakmak
Serinletmiyor içimi
Ne çare üşütüyor
Küçüğüm, sen şimdi onsekizindesin
Güzelliğin gün günden dillere destan
Hatıramda herbiri seninle canlanan
İzmir'in günlerinde gecelerindesin
Sönmüş yanardağlar, kaleler eteğinde
Abanoz'daki Emine
On yedisinde düştü
Afro'nun eline
Şimdi yaşı yirmi bir
Eridi gitti dört senede
İpek saçları, vücudu bozuldu
Kadın çamaşırdan dönüyor olmalıydı
Kolunda bohça, sert soda kabartmış ellerini
O yaşta bütün yahudi kadınları gibi
Sırtında eski bir siyah kadife hırka
Bir şikâyet yorgunluk ifadesi bakışlarında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!