Dağları eritecek umudum,
Bir de bakacağım ki
sen gelmişsin.
Saçlarını kucaklayacak yine
avuçlarım.
Şu lağım deryasında yüzmeyi bilemedim,
Şerefsizin yanında gezmeyi bilemedim.
Ürettiğim değerler herkese helal derken,
Dolup-taşan küpleri, dizmeyi bilemedim.
Sensizliğin yiğit dönencesinde,
Yükünü yıkar
gönlüme bir dağ.
Üstelik bir de çözülmez mi
Kancık özlemin kedi tırnakları;
İşin yoksa dinle iliklerimde
Sıyırdı sonbaharı dallardan
Islık çalarak rüzgar.
Sonumuz gibi üryan
kaldı bütün ağaçlar.
Çiğnenir yollarda görkemi
**Dümbelek
Siyaset sahnesinde her role cevaz vardır;
Bugün soytarı isen yarın asil olursun.
Dümbelekten zurnaya, bin bir çeşit saz vardır;
Ustan çalsın sen oyna; sanma rezil olursun! ?
Dinleme istasyonu arayan
Radyo ibresi gibiyken gönüller,
Seni dinledim ben hep.
Ölümün ayrılığa yenik düştüğü
Arena inlerken alkıştan,
Rezilliğime ütüldüm ben.
Gözyaşımın direngen duruşuna
kıyma güzelim.
Bir içim sudur sevdan; biliyorum.
Ama benim de
Yorgun gönlüme acı.
Baharında bir kızın
Çağıran gülüşü gibi,
Süzülmesin boşuna kanadın!
Bilirim seni ben.
Tümü emrimde Donkişotlar'ın.
Sevgilim,
Biz İkimiz
Bir pergelin,
İki ayağı gibiyiz;
Sen
Bağrıma saplanan sivri uç,
Hamakat hamağında,
Eski bir horultuyu geviş getiriyor
iştahlı çığırtkanlık.
Boyunu aşan ihtirasını masatlarken,
Saçılan kıvılcımların siperinde
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!