Bir yerlerde gizlenmişlik peşkeş çekildi peşi sıra,
yankılanmak için bile çok geç diyen ölümün sesine
Duvarlarda ağır, salkım saçak ayrılıklar asılıydı
Gördüm inan o sesi
Temiz ve gururluydu
Ne zaman güçlüydüm
Ne vakit âşık
Ne dedim de battı güneş ansızın
Ne oldu da yandı bu kalbim
Şey demiştim ya şey…
Serin seherde atkısı savrulan çocuk ben miyim bilmem
Bu rüzgârı estiren sevda bulutları üstümüzde dans ederken,
Bir ipek fular öper yanaklarımdaki gençlik hatalarımı
Şehrin dokusunda kaybolur birleşmemiş avuçlarımızdaki masal
Bilemem yolun başındayken olacakları
Bir çığlığımı duydum uyurken
Nirvanasındaymışım sensizliğin
Görmemişlerin köyünde üç yanım ‘sen’ yarası
Ağlıyormuşum…
Tuhafız ikimizde
Tesellimiz bir şarkı
Bir gece ulumasından daha parçalanmadan çıktık
Tırnakları ensemizde bezirgân solumasının
Bir gece daha yitirildi sefersiz orduların hüzün marşıyla
Düşmeler bile keyifsiz artık
Yanmalar destan yaratmıyor zamanımızda
Hiç olmuşluk sıradan kaybolmalar rutin olmuş
Biz içimizden geçen karanlığın yolcuları
Kanattık yeterince bezmiş hayallerimizi
Susuzluğumuz ay dokunmasına zaten
Kıskançlığımız ezmiş mutlu tomurcukları
Öylece bakakaldık
Bir kız girdi rüyama
Elinde gümüş kaplı bir makas
Saçını deşiyordu…
Bir yandan da nerde bu lanet diye söyleniyordu,
Kılık değiştirmiş neşelerle boğuştu tüm gece
Yoluk saçlarında derman olsa anlatacaktı
Elleri görebilse ay ışığını, yolunu bulacaktı
Işıklı halleriyle yıkadı sözcüklerini
Süzmeden içtiler gülücüklerini
Azalmadan güneşleri toparlandılar
Bir yeşil tepe bekliyordu
Beklesin
Gidememek mi yok be
Dönmek koyuyor insana
Gitmemem ondan
Katili de sensin içimdeki ihtirasın, anası olduğun kadar
Kara cüppeli Cizvit olurum rüyalarında
Elimde zehirli iksir aklını çelmeye kararlı, hain
Şehvetim kör etmiştir aklımı ve onun yaveri her şeyi
Bağrımda yeleli uçurtmalar dans eder
Her daim sarhoşum her daim âşık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!