Toros dağının eteğindeki gelinciğin,
sararmasın yaprağı,
Her doğan günde umut,
ışıldasın gün ışığı.
Yeryüzüne serpilmiş ağaçlar,
Dağın yamacina yansıyan gölgeye siginmak,
edilen her söze itaatin vuku bulduğuna uyan ahali!
Karaya oturmuş,
su alan yelkenlinin halatını
emanet ettigi tayfalarina mı kanarsin...
Huşu ile dolan alnı
Susmak,
kelâmın vurgusunda
bir nefestir sessizce...
Düşünce dilin suskunluğuna
sukutla başlar
Ve en hakiki tercüme...
Bir darağacında
üç can
yüreklerde köz gibi
yanan
Unutulduğunu sananlara
inat,
Beklenen zamana
açılan yelkenlinin düşlerinde,
Kucağa sığdırılan her çiçeğin kokusudur, ümit...
Göz erinde beliren adaya,
Kara bulutlarin eksik olduğu
Kuşun kanadındaki özgürlüğünde
Eşlik ettiği
her nevi canlının
Ihlâl etmeden
barışın ahengini,
Esirger misin,
Halk, soygunun sessiz tanığı
Cepleri boşaltılan...
Toprağında kimin alın teri
Üstü örtülü izlerin suç mahalli.
Bir ev düşün, kapısı kırık,
Yapraktaki hışırtı,beklediğin haber
Her duyduğun ses gönüle değer
Yüreğindeki kıpırtı onu bekler
Bir iz, bir eski eser aldığın duyumda.
Zamanı beklediğin suskun köşende
Zamanın içine sığdırdım umutları,
Sırt dönmek marifetse söz sende.
Mekân içinde susan anılara,
Gem vurmaksa, o da sana ait.
Her poyrazda kapatılan bir kapı,
Kum, rüzgârla savrulur, biçim almaz,
Çamur da yoğrulmazsa şekil bulmaz.
Varlık, sabırla işlenir derinde,
Yüzeyde kalan, gerçeğe varmaz.
Ne iz kalır nehirde bir adımla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!