Ömüre kattığımız zaman diliminde
Ekilen sözler yol,can olur şafak vaktinde
Her uyanış selam olur
Doğunun yüreği kızıla büründüğünde...
Bakır sini üzerinde kurulan sofrada
Düşün sadece,
Tanımadığın birinin omuzuna başını koyabildiğin an
Susuyor zaman.
Ve o sessizlikte konuşuyor
insan.
Kaplumbağa gibi çekilmiş kabuğuna
Soğuk mevsimlerde,
Kelimeleri taşır sıcak havalara,
Bugünün yeşermiş dalına...
Balkon da içilen sıcak, demli çay,
Karda güneş kar toplar derler,
Beyazın içindedir umut
Sıcaklığı çoğalır gizlice
Eritmeden, dokunmadan sessizce.
Gündoğumunda penceremi açtığım zaman
Kuşluk vakti kılınan iki rekata
sığındığımız dualarda
sözlerimiz...
Bir yanımızla selamlar
iki yamacina tutunan
Kilisenin önünden geçmekteyim
Ihtişamlı,bozuk bir duvar saati
Akrebi sabit
Peşinde sürüklenen yelkovanı...
Dualar dolandığında dile
İçimde bir söz büyür,
yüzyılların tozuna sinmiş sayfalarda
yalanlardan arınarak.
Bana “kağıt” dediler,
üstüne yazılan,
Kuramadığımız cümlelere
nokta koyma girişiminde yaşam.
Satır aralarına sıkışmış
kırgınlıklaramızla birlikte.
Başlığını bildiğimiz
Rüzgar sert eser kuzeyde
Kuraklığı yüreğinde yurdun insanı
Savurur "Urd fırtınası ."
Yeşillenir gökyüzü eylülünde
Güneşten dağılır aurası.
Martının kanat sesinde
özgürlüğüm,
Mavi yeniden kucaklar beni.
Yağmurun hüznüyle ıslanırken
bedenim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!