Geçtiğim yerlerden, geldiğim yere,
Bakınca dedim ki “buralar nere? ”
Eskimez yer imiş eskiye göre,
…Dünya ne verdiyse hep geri almış,
…Suyumuz çekilmiş, posamız kalmış.
Yusuf hasretiyle, yakıp bağrımı,
Yakup’tan ziyade, ağlatma ey yâr.
Vuslat sevinciyle, gider ağrımı,
Gözümü hicranla, dağlatma ey yâr.
Gönül figan eder, handan olmadı,
Adı var adsız O gönül işte,
Tadı var tatsız O gönül işte.
Gizli ve âyan Her renge uyan,
Konuşan duyan O gönül işte.
Bülbüllerin efsanesi güledir,
Bülbül güle, gül dikene dolanır.
Diken gülle, gül kokuyla biledir,
Bu bir sevda, uç ucuna ulanır.
Her gönülde, gül bahçesi yatar da,
Bir “beli” dedim ki, ben benden oldum,
Bilmezdim, içinde belalar gizli.
Serapta gezerken, şarabı buldum,
İçtim ki, içinde cefalar gizli.
Başımı döndürdü, bade apansız,
Kulak olmam her söze,
Ayak basmam her ize,
Kimden gel olsa bize,
Daveti aşk olmayan,
Güzele güzel demem.
İlk doğduğum günden ölene kadar,
Kimde hakkım varsa helâl eyledim.
Müsterih vicdandan çıktı bu karar,
Kimde hakkım varsa helâl eyledim.
Cahiller; adalet,hukuktan korkmaz.
Yediveren gibi, gönül toprağı,
Nadasla herk etmek haramdır bize.
Diken bilir ancak gülü yaprağı,
Kokuyu terk etmek haramdır bize.
Burada zulümdür bülbüle kafes,
Sevincim de,neşem de,kederim de,tasam da,
Her şey sana yazılmış,şu karışık masamda.
En değerli hazinem,kimse bilmez yerini,
Yalnız seni saklarım,gönül denen kasamda.
08.07.07
Sırt sırta binmiş yamaç, bir dağ içinde dağlar,
Çekirdeğin içinden, koca orman görünür.
Ağaçlar aynı kökten, bir bağla bağlı bağlar,
Birliğe gayret gelse, yalnız bağban görünür.
Tüm yıldızlar akraba, galaksiler aile,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!