Ne zaman canım sıkılsa
Zihnimi ikiye bölerim
Sıradışı bir uyanış başlar
Ayrışıp birleşen düşüncelerde
Gidip gelirim
Ben ömrün vadesinden söz ediyorum
Ömrün sonundan
Ve karanlığın sonundan
Kim gelecekse bana ışık getirsin
Oralardan.
Serbest yaşıyorum bu dağlarda
Kural yok, kanun yok, özgürüm ben
Havası, suyu, gezmek bedava
Hiç şehir görmesem razıyım ben.
Bir cömert ışık ki kuytulara
Önce çercevemi hazırladım
Sonra tual bezimi gerdim
Ve tutkalını sürdüm, kuruttum
Boşuna bu ısrarın güzellik inan ki boşuna
Kalemim bugün girmeli yabancı bir yolun yokuşuna
Doğanın o şaşmaz yasasına boyun eğerek
Senin o uçucu ruhunu çizmek gerek.
Evet, zihnindeki o cömert aydınlığı biliyorum,
Günümüze ulaşan sutunlara bakıyordum
Aldı götürdü beni
Göğe yükselen bu yapının
Nerden gelmişti temel taşları
Tarihi belli olmayan binlerce asra
Ne saklıyordu muammada sır
Ne toprak karaydı o gün, ne gök karamsar
Aksine, sonsuz bir mavilikte parlıyordu zaman
Yeryüzü serilmişti boylu boyunca
Hava, taze çayırların kokusuyla bir ayin gibi doluydu
Rafa kalktı barış çaldı tamtamlar
Dünyaya meydan okuyor rusputin
Patlayacak yer arıyor silahlar
Kana susamış yakıyor ruspitin
Dünya kınamaktan öte gidemez
Sizleri görüyorum, erik ağacım, elma ağacım
Bunaldımı gölgesine kaçtığım ceviz ağacım
Susadınız mı, kurudunuz mu
Dün gece başucunda bekledim
İkimizin yerine düsündüm sabaha dek
Başım çatlayacak gibi gözlerim batıyordu
Bir avuç hap yuttum kahrederek.
Ve bugünde akşam oldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!