Saçlar sarı, gözlerin ela,
Boy posun ne kadar da narin,
Sanki bir afetsin, bir bela,
Yakıyor yüreğimi halin.
Kakülün rüzgarda sallanır,
Sen yoksan içinde, İstanbul bana haram,
İçinde sen varsan eğer, gül kokar Ispartam.
Bu dünyada bir sen, bir de ben kalsam,
Şunu bil ki birtanem, yine sana doyamam,
Şunu bil ki sevgilim, üstüne gül koklayamam...
Nüfusun arttıkça olursun tombul,
Pek çok sorunu taşıyorsun kabul,
Dünyalara destan güzelliğinle,
Özleniyorsun yine de İstanbul.
Gemiler boğazda cirit atıyor,
Dünyanın gözü üzerinde olan yer,
Seni özlemle andı yüce peygamber,
Ne kudretli, ne yüce bir kumandandır,
İstanbul’u feth eden o büyük asker.
moncer
Bak yağıyor İstanbul’a şimdi kar
Üşüyor yüreğim bilmem neden
Diyorsun ki burada hala bahar
Bakarak açık duran pencerenden
Kahve gözlüm gözlerime bakıyor
Gökyüzünden bakınca İstanbul'da akşam,
Işıl ışıl parlıyor Boğaz ve köprüleri,
Bir başka ayrıcalıktır sende yaşam,
Güzelliğinle coşturursun yürekleri.
moncer
Sene 1972 mevsim Sonbahar,
Hava soğuk, esiyor rüzgar...
Mekan İstanbul Eminönü,
Meşhur yeni caminin önü.
Meşhurluğunu daha çok,
Etrafında konuşlanan,
İstanbuldan Ankara’ya Yolculuk
Ormandan döndü bozkıra, işte bak yolumuz,
Rengarenk kır çiçekleri, sağımız solumuz,
Geride bıraktığımız, muhteşem şehirler,
İstanbul’la Kocaeli, Düzce ve Bolu'muz.
Soruyorlar bana hep, neyini seviyorsun,
İstanbul’a neden sen, gönlünü veriyorsun,
Fırsatını buldukça, çıkıpta geziyorsun
Çünkü İstanbul benim, aşkım şansım her şeyim,
Sende yaşamak kadar, sende ölmektir dileğim.
Öyle gittin ki benden, adeta uçar gibi,
Kalbimde yeniden, bir yara açar gibi,
Sana olan ilgimden, sanki hep kaçar gibi,
İsterdim ben içimden, hep yanında olmayı,
Damla damla akıp da, yüreğine dolmayı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!