Korku nedir bilmez, cesurdur merttir.
Yüreği yumuşak, bakışı serttir.
Dosta güven verir, düşmana derttir,
Namerde eğilmez, bizim insanlar
Adam gibi adam, Eroğlu erler.
Yağmuruyla, dolusuyla, karıyla,
Elmasıyla, ayvasıyla, narıyla,
Horonuyla, halayıyla, barıyla
Bu güzel ülkeye bayılıyorum.
Denizi, güneşi, havası başka,
Minik bir çam tohumu
Düşüverdi toprağa
Rüzgarlarla savruldu
Bir sola bir de sola sağa
Küçük bir yavru fare,
Kimler geldi? Kimler geçti?
Söyle çeşme, söyle hele.
Kimler eğilip su içti?
Söyle çeşme söyle hele.
Sesin gelir şırıl şırıl.
Bizler değiştik önce,
Sonra değişti Dünya.
Hor kullandık cevreyi
Kâbusa döndü rüya.
Çöp dağları oluştu,
Her şey ne güzeldi.
Öyle ya! Un elden su gölden.
Yemek yer, oynardık sadece.
Ne sıkıntı vardı ne keder.
Güneş daha parlaktı sanki,
Renkler daha canlı,
Eriyip giderken dağların karı,
Uyanmadan böcek, uçmadan arı,
Açar mavi, pembe, beyaz ve sarı,
Müjdeler baharı, çuha çiçeği.
Sanki nakış nakış oyalı gibi,
Hayranlıkla izledim seni bir ömür boyu,
Şimdi sahne karardı, koyudan daha koyu.
Mavi gözlüm, ak saçlım, çocukluk kahramanım,
Kucak açmış bekliyor seni zincirlikuyu.
Mekanın cennet olsun, orada rahat uyu.
Sessizliğime bakıp, sanmayın araftayım.
Hak adalet nerdeyse,
ben de o taraftayım.
Gül goncasında
çiy damlası gibi göz yaşların.
Yere düşmesin diye,
uzanırım, ama dokunamam.
Çünkü ben sana kıyamam.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!