Yarının kiri kirletti en güzel dünleri,
münferit sevgileri, yaralı dizleri, acı dizeleri...
Ellerimde yarının filizleri, vakit geç hayli.
Sokaklar kirli, bilincim gitti.
Gemiler yorgun, okyanus bitti.
Bahçeler susuz, güller dikenli.
Bir dünya düşün
İçinde bir dünya düşüm
Dünyam bir düşün
Bir dünya düşüm
Geçmiş, gelecek, bugün.
Bir şekilde kurtulmam lazım kafamın içindekilerden. Kapatıyorum sessizce çocukça masum gözlerimi. Avuçlarımın içi cehennem gibi.
Görüyorum önümde yemyeşil dağlar var.
Hissediyorum, bir mevsim daha var orada .
Gidemiyorum kalıyorum arafta.
Ne yapsam olmuyor ,davasını savunan bir militan gibi karşımdasın.
Vedalar hep bir düğüm bırakır boğazıma yine oradasın
Ne tuhaf bir meyve elma, değil mi ?
Önce insanı yolundan etti,
sonra düşüp bir daldan yolunu gösterdi.
Aşkı da betimledi elma, kimilerince yarıya bölünmüş iki kalpti, kimilerince karanfile bezendi, nahifti…
Kızıl rengi bir masal gibi kimine düşte oldu,
bazen sonu merak edilen nazenin bir masalda gökten düşen üçte.
Neredeyim ve nerede ay ?
Ay yok, adlarından birini verdiği böcekler geceye seslenmekte, hem de tam da vaktinde.
İlerleyen saatler, karıncalar neden hâlâ ayakta?
Beklenen yıldızlar neredeler?
Sorularıma cevap vermiyor gece.
Gökyüzünden gelecek cevapları lezzetle bekliyorum.
Sakın ölme çocuk !
Sadece kendime yetecek kadar karanfilim var.
Belki deliktir giydiğin gocuk.
Fakat inan, yakındır düşlediğin diyar.
Sabahı göremez zaten söylediğim birçok yalan.
Her zaman anlatılacak bir şeyler vardır, hatırla.
Gün doğarken o güzel evlerin odalarına.
İzlerdi geçmiş günler, iç çekerdi kahırla.
Ve izlerdi, gecelerden kalan dudaklarına.
Şairler utangaçtı, ressamların elleri titrek.
Madem tutuldu matem.
Anlamı yoktu hiçbir şeyin zaten.
Teninin güzelliği gökten.
Elbet bugün de eriyip gidecektir güzelliğinden.
Meçhul bir yoldayım yok bu yoldan geri dönen.
Ahvaller silsilesinden kendini temizleyen.
Gittiler onlar, geride kaldı sadece fotoğraflar.
Mücbir sebepler dediler, zamanı tükettiler.
Bu yüzdendir; yaşlı adamlar gibidir gözümde haziranlar.
Son nefeslerini verdiler, bu haziranda gittiler…
Kandırıldı yaşanmamış nice an.
Gümüş kadran parladı
bir akrep döndü bir yelkovan,
saniyeleri takip edemedim bile.
Boşluğa doğru uzayıp gidiyor her an.
Yoruldum, hükümsüz zaman, ne yapsam nafile.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!