Maraş dağlarında Kardelen açmış,
Adı Muhsin,şimdi cennet çiçeği.
Duydum ki ol yiğit Rahman’a uçmuş,
Adı Muhsin,şimdi cennet çiçeği.
Tarifin”Adamca duran”dı senin,
Âşıklar Yurdu’na düşmüş toyum ben,
Gezmek zormuş,gönül nasıl seveyim!
Kendi tadın bilmez,aşka mey-im ben,
Sızmak zormuş,gönül nasıl seveyim!
Aşk bâzen ağıtmış,bâzen gülmece,
Benim anne,korkma!
Biliyorum,
Gece yarısı gelmemeliydim.
Sancıma ilaç almaya geldim…
Hani üç kurşun yemiştim ya,
Ağızı,gırtlağı,dili bulup da,
Çeneni tutmayı bilemezsen sus!
Vâkıf olup ilme,âlim olup da
İlmini satmayı bilemezsen sus!
Tatlı dilli değil,sivriyse dilin,
Nicedir,gündüzü gündüz bilirdim,
Sanırdım nicedir, geceyi gece,
Çok şükür bu işin sırrına erdim,
Gündüz iki imiş,gece bir hece.
Anladım sır imiş,gecenin adı.
Seksen yıllık konağın,
Kanatlı kapı gıcırtısı
Bozar sokağın sessizliğini.
İnkâr etmek mümkün mü?
Sûde Sultân’ın güzelliğini…
Sebepsiz gözyaşımı,
Yine sağanakla gizledim
Vurdum kendimi ıslak caddelere.
Üşüdüm,ağladım,yutkundum,
Islak yüzümü sildim ıslak mendile,
Dost niyetine paltoma sarıldım…geçti.
Gün doğmadan neler doğar,
Yel eserse rahmet yağar,
Gönül ancak gönle sığar,
Atam sözü, başım tâcı.
Sakla saman,gelir zaman,
Önce,bir sarhoş irkildi sese,
Hayatı gibi kaymış gözlerle..
Baktı yüzüme belli-belirsiz,
Derdini anlattı,kırık-dökük
Devrik cümleler ve saçma sözlerle..
“Aşk” dedi,”vefâsız” dedi,küfretti,
Ecdattan yâdigâr ateşle,közle,
Nâr olalım,bize nârlık yaraşır.
Yeniden doğalım bu şevkle,özle,
Var olalım,bize varlık yaraşır.
Üç kıtaya hükmettiğim anları,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!