HİÇLİĞİM
Suyun göğsüne düşmüş gecenin nazlı başı,
Bir ince saz gibidir ağustos böcekleri.
Asma bahçelerinde düşlerimin naaşı
Mehtaba kaldırılır doğduğum günden beri.
İZ
Nerden başlasam bilmem; bir başına koyup da
Güz vurgunu gülleri kırıp gitmek var mıydı?
Şıvgın vermiş gönlüme lanetler okuyup da
Zemheri kundağına sarıp gitmek var mıydı?
KEKOVA
Çöküyor Kekova'ya
Gizemli bir duman!
Deniz dalgası dudaklarından
Bir tuz serpintisi miydi
KİLİT TAŞI
Hüzün en çok nehirleri sever
Ve bir köprüde başlar ayrılık sancıları
Dur durak bilmeyen nehirler gibi aktıkça
Büyürken her veda
Söz sırası geldi de bahara,
Gaflet derun intizardan sıyrılışta
Asılı kaldı gözlerim boşlukta…
Şimdi tarlalarda gelincikler vardır
Alı kanımdan, siyahı yanığımdan
TUZ KOKTU…
Öyle bir dünya ki renk ahenk müphem.
Kervanlar kaldırsam yıldıza, aya
Gün elaya düşer, başım belaya.
Her durağı saray olsa vazgeçmem,
ORTAKÖY’DE BİR SABAHTI
Ortaköy’de bir sabahtı.
Yosun gözlerinin çeşnisiydi kirpiklerin.
Tutmuştum da ellerini bir bankta,
Yakmıştık boğazın serin sularını,
RÜZGÂRLARIN KENTİ (Suluova)
Dağ gibi sıralanır
Ayderesi’nde kurşuni bulutlar.
Bir kamçı gibi yarıyor gökyüzünü
Karayel.
SAFİ UMUT
Her günün sonunda bir ömür biter
Ve her seher vakti sevdaya gebe,
Hesabıdır aşkın bedenimde ter,
Bitmeyen oyunda bendim körebe.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!