Ne yorgunluk ne hüzün, tariften kaçan bir his,
Gözümde biriken yaş, ne fırtına ne bir yudum su.
Sahi, gençlik nerede? O pervasız, deli coşku?
Dokunsalar ağlarım, sebepsiz, sessiz bir boşluk.
Bir ağırlık kalbimde; adı yok, dilsiz ve kifayetsiz.
Ne zaman ki gökyüzüne baksam, orada seni görürüm,
Doğan güneş tebessümle adını fısıldar, seni bana getirir.
Bu hasretin ateşi gönlümde her geçen gün büyür,
Sana sarılacağım o kutlu günü iple çekiyorum.
Gözlerimde bir damla yaş değil, biriken umutsun sen,
Ne zaman bir kelime bulsam dile getirecek,
Sessizlik büyür, yutar sesi, yutar harfi.
Bu bir yara değil ki, sarıp da iyileşecek,
Bu bir yokluk ki, yaşamaktan daha zarif.
Gönül desen kan ağlar, ama aşkın acısı değil,
Ne zaman ki sesin değer dizelere,
Söz uçar gider, kalır sadece ışık.
Senin nefesinle can gelir hecelere,
Bir gül gibi açılır, gönüllerde sevgi.
O beyaz sayfada duran siyah harfler,
Dikme çalı dikeni, gönül bahçeme,
Batıyor kanıyor acıyor guzum.
Sevda girdi özlem girdi kader bohçama,
Ne aşk tutunuyor, ne gönül düşüyor guzum....
Su gibi akarken yordu seneler,
Ne zor sensizlik bir başına koca dünya yükü
Anlatacak bir kişi bile bulamamak omuzlarındaki derdini,
Günler birbirine giriyor
Güneş doğuyor, batıyor,
Günler birbirine giriyor,
Nice yıllara, nice aydınlıklara,
Seninle geçen her an, bir armağan bana.
Hayatının ilk yıllarında koruyan bir duvar oldum,
Şimdi sen büyüyorsun, ben seninle gurur duydum.
Gülüşlerinle aydınlansın yolun,
Nice yüzler gördüm, kalabalıkla övünen,
Çevresi sarılmış, sahte zevke bürünen.
Bilmezler ki her sinek, bir çöplüğe can atar;
Ucuza açılan gönül, tez vakitte batar.
İtibar dediğin, ince bir sırda saklıdır,
Bir gonca gül sıyrılıp çıkıyor çalıların arasından
Salınırken kan damlıyor dikenlerin battığı yarasından
O nasıl bir nida ki, tüm dilsiz canlıları ediyor uykusundan
Sindi canlı cansız ne varsa o gülün korkusundan...
Senin acı son, bana vuslattır ölüm
Adı Nihat değil, İnat'tır aslında,
Trabzon'un dış mahallesinden yükselen bir seda.
Gönlünün şatosunda yaşayan, bilge bir eda,
Zorlukta eğilmeyen, soylu bir rüya.
Kendine efendi, hür bir kalemkâr,
Katıksız, duru, gönlü pırıl pırıl.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!