Gül yurdunda gül dermeye gidim dedim gül ağladı,
Halimizi dosta dedim, kaçtı gitti yol ağladı,
Arı gibi gezdim durdum, petekteki bal ağladı;
Sırrımıza vakıf olan Hak’tır, kulları neyleyim,
Sevda diye dile düşen çoktur, dilleri neyleyim…
Bir derdim var bin dermana değişmem,
Sebebi sen, dermanı sen oy gülüm,
Zor geldiyse bu sevdanın nöbeti,
Bu Mecnunu zindanlara koy gülüm…
Kışları yaşatın bahar zamanı,
Nice yıllara yalnızlığım,
Seninle kutluyorum bu yılı yine
Bakma öyle deli gibi gözlerimin içine,
Herkesin gittiği bu şehirde bir biz kaldık
Umutlarımızı bu yıl da yıldızlara saldık…
Dostum sana bir beddua edeyim,
Sevgi deryasına akan sele dön.
Deli divaneye dönsün bülbülün,
Seher vakti açan, Pembe Gül’e dön…
Ömrünce elinden kurtulma dostun,
Yağmurları sakla bu gün gökyüzü
Nisan gelmiş unut hatırım için,
En parlak ışığını esirgeme güneş
Üşümesin yüreği can özümün,
Sana yağmur borcu olsun
Söz… Öderim, gözümün.
“Mutluluğu bir ömür düşünür,
Beş dakika yaşarız bazen…
Öncesi ve sonrası anlamını yitirir o an…”
Bütün hikâyelerini dinledim hayat,
Masalın kalmadı okumadığım sayfa-sayfa,
“Gerçek sandıklarımız,
Koyu kıvamlı düşerdir çoğu zaman,
Bazen de düş görmeyi arzular gönül
Gerçeğin en can alıcı anında…”
Hay Allah!
Bir nisan yağmurunun sessiz damlalarından,
Yanağına dökülen ben olacağım.
Bir bahar rüzgarının çiçek kokularıyla,
Nefes nefes içine ben dolacağım...
Garip duygular çökerse o hassas yüreğine,
Belalı bir akşamdan arta kalan ben,
Çıkarken uyuyakaldığım merdivenden
Bütün ihtişamıyla yuvarlanmadan önce,
Sen geçiyordun gözlerimin önünden.
Neden bütün düşüşlerimde
Hep senin imzan vardı?
Yaşanmamış öyküler bıraktım
Patikalarında Akdeniz’in incisi o şehrin,
Yakamozlu gecelerinde
İstiridye kabuklarına yazıp dileğimizi
Kumlara gömerdik hani,
Mor dağların eteğinde gizlenirdi en son




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!