Dost yüreği nasıldır, gönüldeki göze sor,
Ateş nice yakıyor, içindeki köze sor.
Kırılan dal yeniden sürgün veriyor ama
Gönül kıranları sen, gel biraz da bize sor...
Evvelce deli toyduk, delikanlılık vardı,
Uykusuz yorgun sevdalar geçiyor engin sulardan,
Avuçlarında örselenmiş delikanlı yürekler,
İçimizden arta kalan hüzünleri taşıyordu
Mehtabın loş ışığında sessiz yol alan kürekler.
Ve bu sandal, akıntıya kapılmış, sarhoştu yelden,
Kayboldu gözlerimdeki ışıklar gibi tez elden.
Anılarım sisler arasındaki gölgeler misali,
Bir zamanlar ne çok sevmiş, sevilmiştik,
Bir zamanlar gülen gözlerimiz vardı hani.
Benliğimi sarar yalnızlığın ürpertisi,
Halimiz malum gül yüreklim
Ellerim beş vakit duada gülüm,
İki omuzuna konsun Melekler.
Sensiz dört mevsim kış burada gülüm,
Gönlüm ah-u zar'da, yanık yürekler...
İçimde sinsice pusuda zulüm,
Gökyüzünden yıldız topladım geldim,
Saçlarına döktüm gecelerinde.
Dudağımdan çıkan her kelimenin,
Sen vardın içinde, hecelerinde…
Yakamozlar yansıttım gözlerine,
Şimdi,
Tam akşamın şu saatinde,
Yüreğimin tam ortasında bir sızı sebepsiz,
Kelimelerim kayboluyor suskun dudağımda
Zamanın zehrini soluyorum.
Ne zaman sevse yüreğim deli-deli
Koca bir ömrü feda ettik de sevgi diye,
Şimdi hasretler kaldı aşktan bize hediye.
Ne yardan vefa gördük, ne kaderden gülmüşüz,
Yalnızlıksa son rütbe, bunca çaba ne diye…
Gurbet nemize derdik, nice yollara düştük,
Sevdiğini methetmek ne gerektir,
Sevdiğini adam gibi sev yeter.
Bir kaşık aş nerden olsa bulunur,
Ömür boyu yüreğini ver yeter…
Ayrı kaldığım gün akşam zor olur,
Sayısız nimetler sunarsın bize,
Bakmadan bin türlü günahımıza,
Muhtaç etme Namert ve Vicdansıza,
Esirge ya Rabbi, ya Rasulallah...
Kimini sınarsın çile kederle,
Haline şükret ki huzur bulasın,
Acıları oğul diye sar gönül.
Dünya denen yer koca bir alem de,
Sevgiye hasret yüreğe dar gönül...
Tüm çileler biter yollar aşılır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!