İki gönül arasına
Çadır kurdum derinden
Sen ordan gir ben burdan
Oynasın yer yerinden
Yan yanaca yan yana
Gider hiç durmadan gider
Düşünü kurmadan gider
Aşkımızın niteliği
Yüzüne vurmadan gider
Canıma can canıma
Sam’a döndü hem terane hem gayda
Ne bağ kaldı, ne gül kaldı, ne ada
Ahmak gibi garibanda, paşada
Cani’nin, Coni’nin elinde kaldık
Figan etme bülbül figanın boştur
Karayemiş daluna
Çıkarur aşuklari
İlk günde gelunlere
Kırdırur kaşukları
Neyin yeri olur ki
Hain bir gecede sabaha yakın
Canlar akıyordu darağacından
Gonca güller gibi, şu işe bakın
Canlar akıyordu darağacından
İnsanlık özüyle kalırken yaya
Düşer gibi gökten güneş
Düştü gitti can Mustafam
Meleklere olunca eş
Koştu gitti can Mustafam
Nasip diye her faniye
Arıyorum, arıyorum bir şeyi
Kim kaybetmiş, ben bulayım neşeyi
Senin için, göze aldım her şeyi
Yapacağım canım, can pahasına
Ömür boyu, koşsan ilden illere
Dağlarda çiçekler açar
Morlu güller yaralanır
Bir gün, kalınsa da naçar
Zorlu günler aralanır
Bir gün elbet bir gün gülüm
Karlı dağın tepesinde
Bir güneşle bir kardelen
Buluşmuşlar yar sesinde
Bir güneşle bir kardelen
Mevsimlerin zoru ne ki
Bu hasret son bulsun kapımı çal da
Vuslatın yaprağı yeşersin dalda
Geç barın başına mendilin alda
Bir daha bir daha bir daha salla
Geç kaldın sayılmaz mevsim ekimse




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!