Açık bıraktım bu sabah pencerelerimi
Yeni günün kokusu sinsin diye içeri
Takip edecektir bu izi; kuş veya peri
Yüklü bulutlarını cömertce boşaltacak
Yazmasa da kalemi kırdırmayan o duygu
Yolunda ölünesi amaçlar arıyorum, bu uğurda yıllar ve yollar aşındırıyorum
İflah olmaz bir yolcuyum ben ve de her yolcu kadar yalnız
Kim bilir, başkalarının yolculuklarında da yolum belki...
Benim üzerimden geçip gidiyorlardır beklendikleri yere, veya beklenmedikleri
Ne yazık ki arandığım yerde nadiren bulunuyorum, adresime baktıklarında çoktan gitmiş oluyorum
Sorumlu aranacaksa, benim erkenciliğim kadar ziyaretin geç kalmışlığı da sorgulanmalıdır
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sığacak ömrün tek bir taşa
İyisi mi anı elinden kaçırma.
Kızım oldu ve karım çoklandı
Ümit Ada koyduk adını
Akşam denizinin köpüklerine
Benzer yanakları, ensesi
Pembe beyaz müdavimi
Önlük giymemiş, karne almamıştı, okumayı on beşinde sökmüştü
Otobüsle gelmişti, on beşte bir Salı gelir, birkaç saat kalırdı
Cinayet değildi, kaza değildi, hayır bunalımda da değildi
Perde asıyordu, başka niyeti yoktu, evde başkası da yoktu
Korkutur karanlık, ıssızdır gece
Sarılır kalemine şair üşüyünce
Sermek için sözün sıcak örtüsünü
Uzayan gölgesinin üzerine
Örer dizeleri ince ince, hece hece
Yaşam, sanatçının ellerinden çıkmış bir mucize
Belki evrim belki değil, ama muhakkak ki gerçek
Yaşamanın da bir sanat olduğu kadar hem de
Ne yeterli eğitimim ne de tecrübem var hayatta
Usta, bilge hakeza sanatkar sayılmasam bile
Zevk almasını biliyorum iyi sanattan ben de
Bu aralar ateşböceği poposu gibi kalbim.
Bir yanıp bir sönüyor, iki gülüp üç ağlıyor.
Sasha ile vedalaştım, biraz daha yalnızlaştım.
İstanbul’da artık gece bile karanlık değil yeterince
İnsan ve hayvan kümeleri yan yana iç içe üst üste
Kedi, kopek, martı, balık, kadın, erkek, genç, yaşlı
Dilencisi, simitçisi, biletçisi, şoförü, kaptanı, yayası
Renk cümbüşü reklam panoları yakalarsa affetmiyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!