Gerçeği demedim yalan eyledim,
Adını sakladım bir sır eyledim,
Herkes yok zannetti, ben var eyledim,
Gönlüme gömdümde kimse bilmedi.
Bir sevda bağını talan eyledim,
Doğrusu eğrisi kalmamış artık,
Düzen menfaate göre kurulmuş.
Masumun geçtiği köprüler yıkık,
Bir dağın başında melek vurulmuş.
Kibir elbisesi giyen giyene,
Duymazsın ne bir söz, ne kelam benden,
Seni incitirim diye korkarım.
Ne bende cesaret, ne sevgi senden,
Ömründen silersin diye korkarım.
Seninle bir çift söz, biraz muhabbet,
Nedenleri vardır herkesin.
Bırakıp giderken, gideni seyrederken , gitme kal dedirtmeyen nedenleri vardır ve herkes kendine göre haklıdır.
Yüreğe dokunan , yazılmadan okunan, okundukça içini acıtan bir hikayesi vardır insanın.
Sonra tebessümü vardır, onca acının karşısında yüzünde tebessümü vardır ki sorma, içler acısı...
Gönülden gönüle uçsan ne fayda,
Nasibin değilse gönül kırılır.
Sağlamdır deyipte tuttuğun dallar,
Düşeceğin varsa çürür kırılır.
Dört gözünü açsan pür dikkat olsan,
Bilmiyorum ne haldeyim, bilmiyorum ben kimim,
Sen nerdesin, ben nerdeyim , nerede benim yerim,
Bilmiyorum kimin için çarpar o pak yüreğin,
Bu muamma, bu kördüğüm ne yaptıysam çözülmüyor.
Bu bir yap boz değil ki, bir yapıp bir bozayım,
Sahi neydi bu duygunun adı..!
Kendine kaç kere söz versende aklından çıkartmayan,
Gecenin bir yarısında uyanınca, sabah kalkınca, gündüz dolaşırken hep gözlerini hatırlatan, namazdan sonra ismini dua dua avuçlarıma döktüren duygunun adı neydi...
Sahi neydi bu...
Kendine unut diye telkin etmene rağmen unutturmayan, kalp çarpıntın, yürek sızın, sevgisini bende ilmek ilmek işleyen bu duygu neydi.
Suskunlaştıran, içine kapatan, bütün cesaretini alan, seni koca bir adamdan küçük bir çocuğa çeviren neydi...
Deli taylar kadar özgürdü yüreğim,
Kement vurmaya gelmeyecek kadar sınırsız sevmenin ne olduğunu benden iyi kimse bilemez.
Severdi, karşılıksız ve bir o kadar saf.
Üzerinde titrerdi sevdiğinin.
Şimdi martılara atıyorum sevdalardan kalan kırıntıları,
Kalabalıklar içerisinde yalnızlığı çekiyorum içime.
Gittiğim yolum ol,
Kanadım kolum ol,
Sonum ol, sonum ol..!
Bugüne kadar ne kadar birikmişlik varsa içimde acıya dair,
Ne kadar varsa Fildişinden ok yarası,
Yüreğe dokunan bir ezgi gibi,
Sesinle huzur ver ömrüm değişsin.
Bir yabancı değil tavrın can gibi,
Bir nefes ol bana ömrüm değişsin.
Bir yalnızlık düşmüş benim payıma,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!