Havlumu serdim çimlere.
Uzanmadık mı yıllarca.
Bir his uzanan göklere.
Gitmeyecek asırlarca.
Vakitten boyunduruğu.
Onu kendimden uzaklaştırdım, acı çekmesin.
Minicik yüreğine kötü tohumlar ekmesin.
İsterse bilsin beni “hain” ya da “şaklabanım”
Sırtındaki yükten düşmeyecek asla kabanım.
Kapaklarının arkasından bile güzel gözlerin.
Duvarlarının arkasından bile güzel sevmelerin.
Teninin dokusu hiç değişmemiş.
O zamandan bu zamana.
Parmakların hiç uzamamış.
Hâlâ sevdiğim kadın karşımda.
Yeniden dileklerim kesik bir günde;
İnsandan uzak yerlerdeyim, belki sürgünde
Hükmünde eksiklik var; yalnızlığın lüksünde.
Ağlamak şart oldu, eski şair ülküsünde.
Karanlık ve toprak içi, kabirdeyim sahici.
Ben gecenin kefensiz eşiyim
Kafamda yeni cesetler.
İnsanoğlunun vehme kaybedişiyim.
Önümde tükenmez saatler.
Ben aklın hislere yenilişiyim.
I.
Bir dağın başındayım, başımda bulutlar;
Üzerime çelikten bir üstünlük kuruyor.
Geçilemez yamaçların dibindeki hudutlar.
Bir suratıma bakıyor, bir yürüyor, bir duruyor.
Varım bir fotoğrafta, yarı yüzüm.
Ellerim bağlanmış arafta.
Dudaklarım kurumuş.
Şiir okumadığım yarımda.
Ve en umut olmadığı anda.
Bitti dediğimde gücüm.
Bir adamım, yanından geçerim.
Sigaramı ters yakmışım.
Suyumu elinden içerim.
Asl-ı zina eylemişim ben seninle.
Ne teninle, ne bedeninle...
En büyük günahı işledim.
Kırılmak yeterince kırıcı.
Seni kırıp iki kırıkla yaşamaya gerek yok.
Ölüm canlandırıcı.
Yaşayıp ağlanmaya gerek yok.
Gönül sefası sürebilmek.
İlksin.
Uçkuru sıkı bağladım.
Benim şahsına münhasır.
Ulviyi de usa kattım.
Gelemedim bin asırdır.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!