Muharrem Akman Şiirleri - Şair Muharrem ...

Muharrem Akman

Sincap kıymık

Orman yine yapacağını yapmış hayvanların dayanışması olan alarm sistemi bu sefer geç kalmıştı. Bunda kimsenin suçu yoktu can havliyle kaçan dağ keçisi sürüsünün ardında en az onlar kadar hızlı kurtların gelişi rüzgar gibiydi.
Arkadaşlarının kıymık lakabını taktığı sincap ağaç dallarının çıkabileceği en üst dallarına can havliyle kendisini atmıştı ama o çok güvendiği dişlerinin arasından yer elması uçup gitmişti. Allah Allah dedi kendi kendine bu nasıl olur, şimdiye kadar dişleri ile bir sorunu olmamıştı. Bunu tehlike gelmeden önce arkadaşı kıymıye . "Ne kadarda keskin ve beyaz dişlerin var" dememiş miydi.. Aman Allah'ım kıymıye neredeydi. Can havliyle kim kimin nereye kaçtığını göremedi. Şimdi onu nasıl bulacaktı ya yakalandı başına bir şey geldiyse!! Kiminle yiyecek arayacak boş zamanlarını birbirine yapışık ikizler gibi kiminle gezecekti. Yavaş yavaş daldan aşağı inmek zamanı geldiğini düşündü ama korku dağları eritirdi. Yaprakların arasında gizlenme gereğini duymadan aşağı yukarı yan dalların arasına bakarak kıymıyeeee neredesin?.Diye seslenmeye başladı hay Allah ortalıkta da bir hayvan yoktu ki soraydı. Yavaş yavaş ormanın sakinlerinin önce seslerini sonra kendilerini görmeye başladı bu tehlikenin geçtiği işaretiydi. Kurtların korkusuyla can havliyle çıktığı ağaçtan o hızla bu sefer kıymıye için yere inmeye çalışırken küt diye yere çakılması bir oldu, kendinden geçmişti. Uyandığında kıymıye başına gelmiş patlayan dudaklarından kanı temizliyordu. Kıymıye ile birlikte bir kaç arkadaşı da başına toplanmış durumunu merak ediyorlardı ön dişinin birisi hem de en işe yarayan dişi sanki aşağı doğru ağzından çıkacak gibiydi.. Canı o kadar çok yanıyordu ki kıymıye demesiyle gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Kıymıye arkadaşının ağız durumunun kötü olduğunu görünce ondan ayrılmayı düşündü. Öylede yaptı. Hiç bir şey söylemeye gerek duymadan usulca çekip gitti. En az benim kadar kurnaz olduğunu biliyordum dedi tilki. "Ben 60 yıldır arkadaşımdan ayrılmadım" dedi karga, "yaşamalısınız" dedi. Keçi "yaşama umudun en az benim kadar inatçı olmalıdır" dedi az sonra diğer hayvanlar ve sincaplarda başından ayrıldılar. Şimdi yaralı ve yalnız ve aç acınacak haldeydi. Durumuna o kadar üzülüyordu ki kendini ormanın en görünür yerine atıp kurda kuşa yem olmayı istedi. sonra gözlerini yeniden açtı hâlâ yaşıyordu ve hala yaşamak güzel dedi. Düştüğü yerden kalkması kendine güvenli bir yer bulmasının iyi olacağını düşündü yarı baygın her tarafı acıdan kıvrana kıvrana gözüne kestirdiği bir ağaç kavuğuna sığınmak için ağır aksak yürümeye başladı fazla gidemedi kendini yere bırakmak üzereyken iri bir geme "sincap kardeş bırakma kendini seni yuvamıza getireceğim". Sürümüzün bilgesi seni iyileştirir dedi üzülme".
Yuvaya nasıl gitti onun yarasına kim baktı hatırlamadı sadece uyandığında dişlerinin eskisi kadar sağlam olduğunu fark etti onu geme sürüsünün bilgesi kocageme ilaçları ile tedavi etmişti. O kadar zayıflamış o kadar zayıflamışdı ki bu seferde açlıktan adım atacak hâli yoktu. bilge gemenin yanına gitti teşekkür edip ayrılmak istedi fakat bilge geme hayır henüz tedavinin sonuna gelmedin biz ne zaman git dersek o zaman gideceksin dedi kıymık kendi kendine düşenin de dostu olurmuş dedi ona ne mırıldanıyorsun dediler hiç dedi aklıma kıymıyenin vefasızlığı geldi diyemedi. Sizlerin hakkını nasıl öderim dedi ve iyileşene kadar misafir olarak kaldı. Bir sabah yarı baygın geldiği geme evinden sağlıklı bir şekilde yuvadan çıkıp kendine ayit hayatının diğer kalanını yaşamaya başladı...

Devamını Oku
Muharrem Akman



KIZ ANA

Bakmayın nüfus cüzdanında ne yazdığına
Adına şanına boyuna soyuna sopuna

Devamını Oku
Muharrem Akman


Kızılcakese (Akçasu)

Sana gelmek kolay değildi öyle
Fizan kadar uzaktaydın bize
Gidilemez di her aklına düştüğünde

Devamını Oku
Muharrem Akman

Damla damla dolarken yüreğime
Rüyamı gerçek mi şaşırsın
Geçip giden senelere
Nefes nefes tutuldun bende

Yerleşmişse yüreğinde

Devamını Oku
Muharrem Akman


Kömür kentinde

Bir kez doğulur
İki kere yaşanır
Bu İki katlı şehirde

Devamını Oku
Muharrem Akman



Kömür Mükellefiyeti

Sicim gibi uzanan kollarındaki avuçlarına
Üflesen yıkılacak bedenine

Devamını Oku
Muharrem Akman

Bir kiraz ağacının dallarına
Salınır meyve gibi gelir rüyana
Kapatır gökyüzünü insan salkımı
El sallar yüzlerce yıl kilometreden
Uzaklık yakınlık dün bu gün
Buluşmuş meydanda söyler türkülerini

Devamını Oku
Muharrem Akman


Roman kahramanlarından Doktorun karısının kocasını bırakmaması


Bu romanı okurken aklıma gelen ilk şey yazarın bu romanın konusunu nasıl aklına getirip yazması oldu. Roman Trafikte kırmızı ışıkta bekleyen aracın şoförünün birinin sebebsiz yere kör olması ile başlayan olaylar zinciri ile başlıyor 1. nci kör unvanlı adama yardım için gelip aracı evinin önüne kadar gelip kör adamı araçtan indirince onu evine çıkarmayı teklif ediyor. Kör adam ile eve çıkan adam kör adama hanımı gelene kadar evde bekleme teklifini red eder. Ve kör adamın aracını çalıp gider, bu çaresiz bir adama karşı yapılan bir suçtur. fakat araç ile giderken birden bire o da kör olur. Kör adamın karısı eve geldiğinde kocasını doktora götürür, doktorun muayenesinde sekreter siyah gözlüklü genç kız bir şaşı çocuk ve bir gözü bandajli bir adam vardır. Doktor kör adamı muayene ettiğinde hiç bir hastalık bulamaz. Ve körlüğü sağlık bakanlığında haber verilmesi gereken yerlere haber verir. Doktor evinde bir müddet sonra kör olur. Hanımını yanından gitmesi için ikaz eder ama hanımı onu bırakmaz. Bir doktora giderler ama sonuç değişmez.
Körler toplanıp karantinaya alınırken kör olmayan doktorun karısı kocasını bırakmaz

Devamını Oku
Muharrem Akman

Kralsın sende

Gitse de cicim ayları son trenle birlikte
Perçinler zaman bizi birbirimize kızgın demirle
Çoluk çocuğun nefesleri karışır birbirine
Yaşarız, el bebek gül bebek olmasa bile...

Devamını Oku
Muharrem Akman

ÇAYLAR KUYUSU

Sen Edgar Po’yu okuyadur sıcakta
Asıl büyük korkular dolaşır bu ocakta
Kozlu’da İncir Harmanında Çaylar Kuyusu
Çalışıyor kömürü uyandıran insanlar

Devamını Oku