Yorgun bir martı çığlığının gölgesinde
Yokluk denizinin kıyısında, bir bankta yazdım bu satırları
Ağustos öğlesinin soğuğunda kalmış gibi
Demli bir çayın avuçlarıma izin verdiğince karaladım sayfayı
Kaçıp gittiğinde, uluorta koyverdiğinde, bir başıma
Hasretinle, hüzün ektim şehrimin sokaklarına
Sessiz bir köşede, karanlık ve uzak insanlardan
Kayalıkların üzerinde, denizin hafif dokunuşu dizlerine
Karşına almak değil, ardına almak lazım
Orada bırakmak, unutmak;
Doğrularını, yanlışlarını ve sevdigini, özellikle sevmediğini
Balığın unutkanlığına, kuşun özgürlüğüne aldanıp
Siz düşünmeyin diye düşünürüm
İşim yok mu bilmem düşünürüm
Nerdeyim ne yapıyorum
Gülüşlerin üzerime bulaşmaya başladığından beri
Görmeye başladım; günün ne kadar aydın
Gecenin bir o kadar renkli olduğunu
Çiçeklerin duru kokusunu, seninle koklamaya başladım
Sende buldum, küçük sahilimin kayıp meltemini
İyi varsın dedim, eğilip kulağına hafif öperek
Neydi benim gençliğim;
Böyle başlar defteri
Astığı astık, kestiği kestik
Sevdikleri, sevemedikleri, sevenleri
Boş geçmemiş hayatı
Peki ya kimin ha!
Gül deme bana, gülemem;
Ağlamaktan o kadar yorulmuşum ki.
Şöyle uzanayım yanına;
İki söz söyleyecek kadar dinleneyim.
Belki duymak istediklerini söyler,
Görmek istediklerini yaparım.
Kurumak, çiçeklerde güzel olsun
Seninle yeşil olalım, güz bahçesinden içeri
Mesela, bırakalım kavruk bir sarıya yorgunluğu
Hatta, kahverenginin tonlarına hasreti asalım
Bırak, geride kalsın kurumak
Yüzümüze düşen yağmurla ayağa kalkalım
Gece çökmüştü şehrin üstüne
Yorgundu her beden
Biliyorum gelemedim
Bende yorgundum
Bırakıpta gittiğin gibi değil geceler.
Ben değil sokaklar garip.
Seni özleyen kaldırımlar,yollar.
Sanma ağlayan benim,
Yağmur ıslatmıştır gözlerimi
Sarmasaydı geçim derdi
Bende severdim mecnuncasına
Bir can yaratmak uğruna
Bin can vermek
Kader olmuş yolumuza
Dost sohbetleri hançer sanki yüreklerde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!