Kovanı bekleyen MUHAFIZ ARILARI bilenler bilir..Yer yerinden oynasa, bu arılar görev yerlerini terketmezler...
İnsanoğlunun faydası için bal yapılan küçücük bir kovan içinde bile binlerce arının görev dağılımı ve işbölümü, ibret almasını bilenler için büyük bir olaydır..
Kovanda kraliçe arının görevi farklıdır... Erkek yarının görevi farklıdır....Doğaya polen toplamaya çıkan işçi arının görevi farklıdır... Kovanı bekleyen muhafız arının görevi farklıdır....
Kraliçe arının tek görevi, sürekli yumurtlayarak koloninin devamlılığını sağlamaktır.. kovan içi ve kovan dışı şartların ideal olması durumunda günde iki bin 500 adet yumurta üretebilir...Erkek arıların görevi; arı kolonilerinde kraliçe arıyla çiftleşerek, çoğalmayı sağlamaktır...İşçi arılar ise doğada ve kovanda görevlidir..Bunlar, doğadan polen ve çiçek tozları toplayarak, bal yapar, kovanın devamlılığını sağlarlar..kovanın girişinde nöbet tutan muhafız arılar ise,diğerleri gibi gezmek-dolaşmak varken , ömürlerini kovanın girişinde, yaban arıları kovanı istila etmesinler diye nöbet tutarak geçirirler... Yani anlayacağınız, Allahu teala herkesi ve herşeyi görevi ile birlikte yaratmıştır...Bu görevi savsaklayan, görev yerini ve sorumluluklarını terkeden tek canlı ise, insandır...
Allahu teala kadını, kraliçe olarak yarattı...Kadın sorumluluklarını unuttu...Nöbet yerini terketti...Niye..? Kariyer yapacak ya...O yüzden...
Erkek, avlanmak ve yuvaya rızık taşımak için yaratıldı..Hatta hatta kocaman bir gergedanı avlayacak kadar güçlü yaratıldı....Erkek, sorumluluğunu unuttu...Hayat müşterektir deyip, kendi sorumluluğunu kadının omuzlarına yıktı..yetmedi... Allahü Teala'nın ona avlanmak için verdiği gücü, karısına ve güçsüz insanlara zulmetmek için kullandı... Kayınvalideler ve kayınpederlee kendi haddini aştılar... İki kişi arasında kurulan evlilik bağına gereğinden fazla müdahale eder hale geldiler...eşler kendi aralarındaki münasebeti iyileştirmek ve güzelleştirmek yerine, kayınvalide ve kayınpeder ile savaşmak zorunda kaldılar...Evde bir intizam olmayınca, dünyaya gelen çocuklar, oğul veren arılar gibi, sokaklara kaçıştı..
Ve nihayet,herkes görev yerini terkedince, kovan (aile), eşşek arıları ve katil arılar tarafından istilaya uğradı...Şmdi topla, toplayabilirsen...
Aynı şeyi ülke yönetimi için de düşünün.... İnsanlar ülkelerini beklesinler ve korusunlar diye milletvekilleri seçti... Meclise gönderdi... Meclistekiler, ülkelerini korusunlar diye, üst düzey askerlere görev dağılımı yaptı... Ne zaman ki, devlette görevli olan bu üst düzey görevliler, görevlerini ve görev yerlerine unuttular.. mal mülk ihtişam ve ganimet peşine düştüler.... Ülkeye eşek araları ve katil arılar musallat oldular... Bakın... Hayatta hiçbir şey değişmiyor.. her şey birbirinin tekrarı gibi... Hatta hatta aynısı gibi...
Hani kıyamet alametlerinden... Dünyadaki düzen bozulunca kıyamet kopacağından bahsediyoruz ya...Ha işte... Her şeyin sebebi, insanlar arasındaki görev dağılımının bozulmasından kaynaklanıyor.. dünyayı bir kovan olarak tasavvur edin... Kraliçe arılar görevlerini unuttular... Erkek karılar görevlerini savsakladılar.. oğulveren arılar dışarı kaçtılar.. nöbetçi arılar pert... Artık ne yaparlarsa yapsınlar.. kovan, dış dünyadan gelen yaban arıları (cinler ifritler, şeytani varlıklar) tarafından istila edilmeye... ve nihayetinde sönmeye mahkum...işte kıyamet dediğimiz şey tam olarak bu...Kovanın sönmesi...
Bizim bütün sorunumuz nedir bilirmisiniz..? Görevlerimizi bilmemek... Kur'an-ı Kerim'i sadece bir din kitabı olarak bilmek..onun içerisinde konu edilen olayların sadece, bahsedilen kişiler ve vahsedilen varlıklar tarafından yaşandığını ve bittiğini bilmek...ibret almamak...
Vallahi insanoğlu ziyandadır.... Kovanı terk eden görevli arılar ziyandadır...
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 01:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!