2025'in ilkbaharıydı
Kaç ay olmuştu seni görmeyeli,
Kaç mevsim geçmişti
Ve ben durmak bilmeden yazıyordum.
Kimse hiçbir şey anlamıyordu,
Belki de çoktan hissetmişlerdi,
İçimden içime yolculuklar yapıyorum,
Bazen cam kenarı,
Manzarası bol,
Neşesi bol....
Bazen de iki koltuk arasına sıkışmış gibi,
Boğuluyorum,
Güneşi sağ yanıma,
Ayı sol yanıma alsam,
Karanlığımda senin yıldızlarını toplasam...
Geceyi önüme katsam,
Gündüzü arkama alsam,
İki bahar arasında,
İki eşkiyaydık seninle,
Eşkiya gibi sevdik.
Dağa kaldırdık
Birbirimizin gülüşünü, yüreğini, hayata duruşunu.
Özelini, güzelini
Dağa kaldırdık.
İki gözümün çiçeği
Bugün başka güzelsin,
Dün başka güzeldin,
Yarını da Allah bilir?
Ben seveyim de
Benden günah gitsin...
Yılmaz sevmiyordu Gülfem'i,
Tarık'ın sevdiği gibi.
Tarık'ta Hülya'ya aşık değildi hani.
Gülfem'i babası zorla,
İki inek parası karşılığında vermişti
Yılmaz'a.
Şimdilerde kaybolmuş cümleler artığıyız,
"Seviyoruz." diyemiyoruz,
Kemiklerimiz kırılıyor sevdadan,
"Seviyoruz." diyemiyoruz...
Şimdilerde şarkıları susmuş bir meyhaneyiz,
Belki bir bahar sabahının kokusu
Birgün yeniden sersem eder şu hoyrat gönlümü,
Belki esiverir o rüzgar tepelerden yeniden...
Belki bir kez daha yudumlarım birkaç içeçeği denizi izlerken
Bütün fırtınaları geride bırakmış gibi,
Öyle dingin, öyle huzurlu, öyle mutlu...
Uyku ilacımı almadım,
Bu akşam,
Seninle uyumak istiyorum.
Şizofren değilim biliyorum,
Lakin beni hiç yalnız bırakmıyorsun,
Bunu da biliyorum.
Gömleği ilikler gibi sabır istiyor.
Bu sevme işi...
Tek tek ,an ve an,sırayı bozmadan iliklemek lazım.
Düğmeleri düşlerinize.
Kızmadan sevgiyle, naifçe.
Mine Yılmaz Sevinç




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!