Zambaklardan güzeli var mı, dersin,
Bahçeme en narin çiçekleri dikersin.
Yağmuru bahane edip seninle ağlarım,
Begonvilleri koparır, saçına bağlarım.
Ellerime güllerini tutuşturur gidersin,
El ele yürürken bir bulutun altında
Yağmurun yağdığı en güzel aydasın.
Lalelerin ansızın sarardığı gecenin şafağında,
Üstüne yeminler edilmiş bir gölün yatağında,
Lavantanın kokusuyla uyanan çayırdasın.
Demirparmaklıkların ötesinde,
Bu devran böyle dönmez gardiyan.
Ne söylersen söyle boşuna,
Beni özgürlük kandıramaz gardiyan.
Müebbet alana gelen yokmuş,
Sevdikçe sararıverir kalbindeki sarmaşıklar,
Ufak tefek olsalar da bir hayli karmaşıklar.
Derbeder olmuş yürekler, ayrılığa alışıklar,
Erken çöken kış akşamında, nerede bu ışıklar?
İçimde bir çocuk yaşardı bir zamanlar,
Gökyüzüne dokunur, nurla oynar.
Servi dallarında gezdirirdi düşlerini,
Ellerinde serin bahar, gözlerinde şavk.
Bir yoldan yürürdü, taşlar dile gelirdi,
Yüreği, korkunun bile kaybolduğu derinlik…
Gözlerim can çekişiyor hülyasında, şaşkın.
Nabzımın attığı yerde, nereden bu serinlik?
Çöl sıcağında büsbütün gözü kör aşkın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!