'minareyi çalan kılıfını uydurur'
ancak
minare çalınmadan
kılıf hazırlanmıştır çoktan
meydanlarda lafazanlıkla umut çalanların
gülüyorum- gülüyorsun
zamanın sır İzgicinde
biliyorsun
erdemi bıçkın öğretisindedir düşüncenin
kıdemi hayat tecrübesinde
ne neyi ister
kim kime neyi besler
görece lügat çulunda
sürat hasıl olur hayat mezada
kusur meful kırbaçlar akil deryasına
sürenini saf sanırsın can akarının
dökülür kuyusuna isli zaman saranının
çıkmaza çıkan yolda
avuntularınla umuda sarsanda
kirli bir akşamın sabahında
can siper etse de Azrail tokmağına
‘'çıktısı yok mu görmelerin''
mendebur bir yapışkanlık
kirli elleriyle eritir ferini sevincin
büküsü tutsak eder yüreğini
aşk sanırsın köleliği
güne geçmiş olsun
hayra sabah
batık firakın esmer kalyonunda
incisinde yıllanmış şarap mahzeniyim
eridikçe sana
kendine donan celbedeyim
ahenginde feveran
bıraktığın izler
küllenmesin yüreğin içinde
dinle
uzaktan bir mızıka sesi nefesleniyor
içimize
her şey Bir şiirde başlar
uyaksız redifsiz kuralsız
sözsüz amaçsız
‘sevginin yükseltisine hangi dağ dayanırki'
yıkılan bir maksureyim yanan gözlerinde
kopardı beni benden
sormuyor zaman
alıp gidiyor ne varsa
duvarlar
aramızı hep duvarlar...
yaşadım inan
tarih iksirinden içerek
sigara kağıdı inceliğinde kırık yaşamlar görerek




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!