Güneş diyorsun
Güneş sen yüzünü bana çevirdiğin zaman doğar,
Solar bütün çiçekler, yüzünde yeniden açar.
Ne ulu şey seni sevmek, saadeti vücudunun atlasında aramak,
Sana dair her şeyi...
Şimdi ruhum güneşsiz ve kış baki,
Artık kuşları ölü bu kentin, sokaklarında soğuk yalnızlıklar dolaşıyor, ayrılık çökmüş bütün kavușmaların üstüne, yüzünün kıyısından bir gemi kalkıyor.
Artık ağırlaşıyor dizimdeki gözyaşların.
Gönlüme sürdüğün yüzün, hüzünü aratmıyor.
Yetim çığlıklar sarıyor sensizlik vadilerini.
Unutmak korkunç bir gece oluyor.
Ve sarıyor her yanı isminin soğuk yankıları.
Yusuf'un kuyusundan
İbrahim'in ateşinden büyükmüş seni sevmenin ıstırabı.
Hiç bilmemiş olmayı dilerdim seni
Hiç tanımamış
Hiç görmemiş olmayı
Şimdiki yerim gibi hep hiç olmayı isterdim hayatında
Gerçekliğini yitirmiş beynimin sallanıyor en gerçek yanı.
Güneşin vurduğu her yanım zindan, karanlık ruhumun en büyük aşkı.
Kadim kitaplarda yazılmıyor benden olanların bahtı ve tahtı sallanıyor Firavun’un.
Nihayet ölüm ormanlarından geliyor,
Yok oluşun sesi, yanlışların bestesi.
Duvarlar kaç acıya şahit ki?
Karanlığım bu gece hükmedecek yerin yüzsüzlüğüne,
İçimiz dışımızdan taşacak,
Ve ölüm bir başka renkte
Çökecek şiirlere.
Lanetler okuyorum şiirden uzak sesime,
Şimdi etrafım kırık yerlerimle dolu,
Şiir yazmayı bilen fakat hayatı bilmeyen bir katilin hikayesidir bu.
Dermanı bulan ve pek çok vaadi olan,
Ve bu vaatleri vaktiyle yapan,
Yani çok da olmasa sözünün eri bir katil olan,
Haklılıkta payı olmayan zırhını çıkartana vurmayan, aslında hep katil olan.
Olay mahalline kendinden bir şey bırakan, hep yakalanmak isteyen ve sonunda yakalanan katilin hikayesi.
Ay bir leke şimdi gökyüzünde,
Yıldızlar saçılmış etrafa ellerinden.
Kirletmiş karanlığımı aydınlıkla.
Acınacak şiirler yazıyorum yalnızlığa
Ve acıyorum aklıma her takıldığında.
Bozuluyor aklımın terazisi,
La tahzen dedi içimden bir ses.
Bu kadar yakılmışken yeri miydi?
Adam veda etmeyi neden öğrenemedi?
İlk ve son kez dedi,
hiç de ciddi olmaz bu kadar,
pek de durmaz üstünde.
Bir ahuydun, düştüm peşine
Kapıldım zülfünün sonsuz denizine
Aradım kendimi gözlerinin engin derinliğinde
Gel gör halimi, Leyla... Sensiz nasılım bu çöllerde?
Dağlarım delik deşik ama Şirin’im nerede?
Hani bu yolun sonu, vuslat nerede?
Adını aldım gönül makamından.
Gözlerin vuslat,
Gözlerin hicran.
İsterim ki saçların uzansın ömrüme,
Sesinin şavkında ötsün kuşlar.
Yüzünden esiyor bütün seraplar,




-
Aşiyani Sukut
Tüm YorumlarYazılan her kelime edebi yönümü okşuyor adeta zevk alıyorum bu durumdan :)))