Sürekli meşguldüm o kadar sene
Seninle doyasıya oynayamadım
Sen beni çağırdın gel oyna diye
Ben bir türlü zaman ayıramadım.
Giydirdim, doyurdum, seni kolladım
İlhamın hamındaki kor çekirdek,
doymaz bir iştahla dizelere
sığdırmaya yelteniyorsa
yazılmak için var olduğuna inandığı
gür kürpikli,
iri siyah yaşamı,
Hoş bakışlım senden önce ölürsem
Yılda bir kez mezarıma gel yeter...
Uykularda hayatına girersem
Bir rüyadır arasıra gör yeter...
Yıllar değil, aylar değil, gün değil,
Dürüstlük şapkasının içine girmiş
Kendi gölgesinin ardına sinmiş
Sanal alemleri mesken bellemiş
Oltasını atar zırtapoz tilki…
Bazen sazan gelir bazen palamut
Güneş ulaşılmadığı için parlak
Güneşi istemekle yıldızlara ulaşılır ancak
Yıl 1999
Yüz elli ilköğretim öğrencisiyle
Uzak doğunun bilinmezlerine
Bir yolculuk başlayacak.
anneler ve babalar
……………………….yavruları
……………….....yoktan var olana kadar
'Gönül Güneşi' nin
can çekiştiği
en uzun gece...
Yeniden doğma ümitleri de
Sen farklısın,
çünkü
gülerken gamzelerin konuşur.
Gözlerin gözlerime akar,
kalbime,
henüz söyleyemediğin
Üç noktalarla yarım bırakılmış yaşanmışlıkların tercihiydi
Durmuş bir saatin yelkovanında mıhlanmak
Başına buyruk günahlara meydan okurcasına
Ayağı tökezlemiş bir sözcük
şiir bayırlarından yuvarlanırken
kaç kez seyretti bizi...
Ya sert bir kütüğe vurdu kurban olduğum,
ya kirleten çoklukların aşındırmasıyla




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!