Bu şehrin nehirleri gibi
Hiç aktımı gözyaşların
Özlediğin dilini duymak için
Hiç cevapladınmı kendi sorularını
İçindeki senle muhabbetteyken
Hiç duydunmu yalnızlığını
Hızlıca tüketiyoruz her şeyi
Evimizdeki eşyayı
Dinlediğimiz şarkıları
İzlediğimiz dizileri
Arkadaşlıklarımızı..
Biz de tükeniyoruz
Sessizce beklenir mi ölüm
Özgürce yaşamak için be gülüm
Umudun eridi soldu nur yüzün
Türkülerin yetim kaldı bugün
Sesin sustu sazın kırıldı bugün
Bir masal yazsam diyorum
Sana dair bana dair aşka dair
Uzun olsa destan gibi
Söylese bilen bilmeyene
Kahramanı peri misali
Okudukça uzayıp gitse
Bir palyaçonun gözleriyle
Her şey ne kadar soluk, ne kadar renksiz…
Oysa yüzü gökkuşağına boyanmış,
Kıyafetleri rengârenk bir masal.
Yine de yapayalnız Palyaço.
Bazen yaşadığın hayatta,
Çıkmaz sokakta yürür gibisin.
Ucu belli nereye gittiğin ortada,
Sadece görevler sunulmuş sana.
Önüne serilmiş yaşam alanın,
Senden beklentilerden oluşan,
Erkenden uyandım pembe şafakta
Bugün yine bakamadım aynalara
Sırrını bilmesemde bu döngünün
Bir yaprak misali kapıldım akıntıya
Günlerin pek suçu yok amma
Sana gönül yaralı derman istemez
Bir tatlı sözün yeter ferman istemez
Açılır kapılar destur gerekmez
Yeter dön gel aşıklar bekletilmez
Sen gittin gideli herşey manasız
Mutlu günlerden kalan anıları
Dinledikçe seni hatırlatan şarkıları
Restoranda peçeteye yazdığın şiiri
Kumsala çizdiğin kalp resmini
Yıllar sonra bir merhabayla hatırlattın
Geceden kalma bir düşünceyim hâlâ,
Kafamda bin kelime, dilimde susmakla.
Bir adım atsam sanki dağlar düşer,
Bir söz söylesem dünya yerinden kayar.
İçimde çırpınan yorgun bir kuş var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!