Resmini çizdim belleğime
Bir daha unutmayayım diye
Sözlerini ezberledim bilinçsizce
Hep seni yazdım günlüğüme
Senin ismin daim dilimde
Güzellikler getirdim sana
Senin gezmediğin yerlerden
Hiç gitmediğin şehirlerden
Bilmediğin sahillerden
Sevgiler getirdim sana
Seni delice seven aşığından
Ben senin gülüşünü sevdim
Gözlerinde ışıldayan ateşi
İlk görüşte aşka inanmazken
Kapıldığım tılsımlı mucizeyi
Ben gösterdiğin ilgiyi sevdim
Sen parlayan dolunayın ışığı
Yanıp sönen yıldızların kaynağı
Masmavi gökkubbenin tam ortasında
Her anımda nefesimde aklımdasın
Sen kırılan kalbimin hasarısın
Ruhumun en karanlık köşesi
Neyle sınanıyoruz tanrım?
Görünmez düşmanla savaşarak
Sevdiklerimizden uzak yaşayarak
Aynı günü tekrarlayarak
Nereye gidiyoruz tanrım?
Yarınımızı görmeyerek
Sensizliğin gölgesinde yalnız kalmışım
Ying yang misali hep karanlık bir yanım
Ölümden beter gelir kalp kırgınlıklarım
Umutsuzluk içinde geçmez ki hayatım
İçimdeki ses haykırır söyler yanlışlarımı
Sıcak günlerden sonra girdik eylül ayına
Yine yaz bitiyor sonbahar kapıda
Her an birileri gelecek sansamda
Ne gelen var ne giden bu yazda
Nicedir çocukluğum geliyor aklıma
Hergün oyun oynadığım sokaklarda
Hep salmak istedim köklerimi
Bir küçük sahil kasabası olmalıydı
Akdeniz yada Ege ne fark ederdi
Bir dam bir de bahçe yeterdi
Başka ne isterdimdi
Hayallerim ne kadar uzaktı
İşte yine sulandı gözlerin
Damlacıklar yuvarlanıyor yanaklarına
Kalbin dayanamıyor acılara
Gözyaşlarını tutamaz oldun
En sevdiğin şarkılar çaldığında
Ruhun kararıyor efkarlı akşamlarda
Nasıl da sustuk, baştan sona,
Alıp götürdüler ekmeğimizi,
Gözümüzün önünde soyulduk biz,
Konuşsak, suç olur kelimemiz.
Nasıl da sustuk, baştan sona,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!