Bir şem’-i nigâhınla tutuşmuş geceyim ben,
Sönmek dilerim, nârına mahkûm yine ten.
Bir katre tebessümle değişti nice mevsim,
Bir ömre bedel çıktı o bî-vakt gelen dem.
Gülzâr-ı tahayyülde gezerken nice demdir,
Bir serv-i hırâmân gibi geçtin nazarımdan.
Âyîne-i idrâkim o dem pare pare oldu,
Bir aks mı idin bilmem, geçtin hayâlimden.
Mihrâba dönüp secdeye vardıkça gönül hep,
Bir başka ziyâ düştü duânın ufukundan.
Her harf-i münâcâtım içinde adın aktı,
Tesbîh bile döndü sana doğru avuçlardan.
Meğer ki serâb imiş o sahrâdaki billûr,
Koştukça uzaklaştı gözümden o temaşa.
Her şey seni söylerdi: akan su, esen eyyâm,
Her şeyde senin hattını çizerdi tefekkür.
Bir yaprağın üstünde seni görmeye vardım,
Bir zerrede deryâları buldurdu tasavvur.
Lâkin ne garîptir ki yakınlaştıkça senden,
Bir başka uzaklık doğuyordu kaderimden.
Her adımım erişmek içindi o kıyıya,
Her adımım eksildi erişmez seferimden.
Dervîş gibi düştüm yola, terk ettim hevâyı,
Bir lokma kanaatle geçirdim nice demleri.
Fakat yine gönlümde senin rengin oturmuş,
Sürgün edememiştim içimdeki izleri.
Anladım sonunda ki seni sevmek değildi,
Bende seni aşan bir ateşti büyüyen şey.
Bir damla diye düştü gönül bağrına evvel,
Sonra bütün ummânlara döndü o ateş.
Mâbûda çıkan yolda seni bir işaret bildim,
Bir menzil-i mânâ gibi baktım hayâline.
Lâkin ne kapandın bana tamamen ne açıldın,
Mahkûm ettin ömrü ebedî ihtimâline.
Dedim ki: “Bu sevda bana Mevlâ’yı mı söyler?”
Bir ses dedi: “Her aşk O’na varmak için eyler.”
Lâkin sana bağlanmış olan kalb-i perîşân,
Mânâyı görür amma cemâlinden geçemez.
Ey yâr, sana duyduğum o aşk oldu ibâdet,
Her âhım içinde saklı kaldı nice hikmet.
Lâkin bu fakîr âşıkın olmaz sana vuslat,
Takdîr-i ezel böyle yazılmışsa ne çâret?
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 15:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!