Bozkırın Tezenesi'nden nazrederken "Yolcu"yu
Duydum hayalimin serzenişindeki yankıyı
Aynı gök kubbeye baksa da memleketim
İşte; sindi yine içine,
Birkaç katre düştü zat-ı mâtemine
Ve anlatmadı hiçbir şeyi, kendisine bile.
Haydi haykır vehmindekileri külli aleme!
Ağır gelmiş bu yük, o genç kalbine
Hüzün yekpare olur nev-i şahsiyetinde,
Tam teşekküllü bir ufuk ile
Dün'lerde olanı aradı:
Evvelce aradığı cesareteydi hitabı:
Seni, lisan-ı hakikat salahı gösteren gözlerde ararım, ner'desin?
ey ilimle süslenince değerine şan katan,
yüreğinde aşk-ı şiirle mevzi tutan,
Her nereye giderse gitsin
Tebessümü cebinde olsa da
Bazı eşiklerde;
Yüksek bir sesle
Merhaba diyemedi.
Halbuki o eşikte;
Ey bu dem içre kalan verda;
Tesüf mü edersin şemsi örten aya,
Bir kere bakmaz mısın; şu aciz cana?
Bakmazsın cana, küsersin canana,
Dikenlerin mızraktır kalb-i ayn’ında,
Kaldırasın varaklarını sema-ı âlâ’ya,
Kalbin en değerli tohumu nedir,
Nedir mahlukatın taallum etmeye doyamadığı,
Sadrının aynıyla sabırla suladığı?
Muhammedü’l-Emin.
Şemsin tulu’ndan leylin gıyabına kadar
İlmine mazhar oldu yine kalbim
Işığı bitmişti bir garibin,
Yıldızlara sordu:
Siz de parlarsınız, ışığınız ne'ydendir?
Gökte yanarsınız, mumunuz ner'dedir?
Sessizliğe sordu:
Ben duymam dedi.
Güneşe hasret yaşarken;
çalışmakta,
direnmekteyken,
varlığı bile duyulmazken,
Tüm cesaretiyle çıktı güneşin karşısına;
Bir bebeğin gözlerine,
Ta içine bak hele,
Gülümser neşeyle
Tebessümde merhamet.
Biraz büyür ki okula gide,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!