Midesi sağlam olmalı oruç tutanın.
Çalınması güç olmalı kendini unutanın.
Hakkı ayaklar altına alınır yan gelip yatanın.
Aklınız başınıza gelsin artık,biraz da utanın.
Utanın ki kızarsın yüzünüz.
Bir olsun özünüz,sözünüz.
Bin yıl bir an ile ölçülür olmuş.
Dağlar ne kadar da küçülür olmuş.
Geçilmez deneden geçilir olmuş.
İnsanlık bir tuhaf, hayat bir tuhaf.
Hayat ne tuhaftır, engin bakınca.
Dün yandı yüreğim; bugün kül oldu, savurdular beni küllerim hasret.
Tutundu tutundu ıztırap buldu, boşlukta çırpınan ellerim hasret.
Ben hasret, sen hasret, dünya hasret yurdu, hepimiz hasret.
Özenen bezenen acep ne buldu, salakça yaşarız tipimiz hasret.
karıncaları ürkütmeyin
akbabalar tünemişler
çakallar harıl harıl çalışıyor
ağustos böcekleri ötüyor
ormanda bir duman tütüyor
görmüyor musunuz
Dünya değirmeni insan öğütür.
Herkes gider ama gelmek imkansız.
Mevla çile verir kinler büyütür.
Çile, kin sırrına ermek imkansız.
Her devir bir başka kültür bir başka.
İnadına gülüyorum, dişlerim yine her zamanki gibi inadına bem beyaz.
İnadına yürüyorum, üşüyenler düşünsün ben ne soğuk tanırım ne ayaz.
İnadına ağlıyorum, çok iyi biliyorum ki geri gelmeyecek kaybolan.
İnadına çağlıyorum, yer yüzünü derya eylesem yeşermeyecek solan.
Baktığım her yerde yalnızlık var.
Dumanlar arasında, dağlar başında...
Dalıp gittiğim derinlerde...
Uçsuz bucaksız bozkırlarda...
Çiçeklerde arılarda...
Nereye baksam nereyi görsem yalnızlık...
Gel seni dağlara vereyim.
Çiçeğine,
taşına,
kayasına;
gönül yarasına.
Genç ölürmüş yiğitler.
Sen arkada gururun önde; beni ezip geçtiniz.
Dönüp bakmadınız bile.
Suçum gururlu olmaktı.
Kaprislerinin kalıpları vardı.
Her saçmalığın bir inadı vardı.
Gösteriş merakların....
İlk bakışta aşık oldum.
İkinci bakışta olmaya devam ettim.
Ellerini tutunca vaz geçemem dedim.
Aynı evde yaşamaya başladık.
Kavgalarda başladı, birbirimiz iyice haşladık.
Haşlamanın suyuna iki bebek doğradık ve hayatı yedik.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!