Bülbüllerin kafesine
Biz; ÜLKÜCÜ yazacağız
Aldığı her nefesine
Biz; ÜLKÜCÜ yazacağız
Karıncanın ayağına
Berzâh-ı Âlemde boyun büktüren
Bu âcîz kuluna Sensin Âllâh’ım
Didelerden kanlı yaşı döktüren
Ebrehe filine, sensin Âllâh’ım
Zerreden küreye hükmeden Sensin
Bu davete; belâm bin baura geldi
Belinde yediler kuşağı yoktur
Besmele çekmeden meydana daldı
İblisin; mâ’ada uşağı, yoktur
Ömür bitti geze, geze vatanda
BOŞA ÖLÜRÜM
Ne yaşarsan yaşa bak akîbete
Varlığı gönderir cehl cehâlete
Kavuşmak isterse kul sâadete
Sevdasına yanan Kerem olurum
Tuzak kuran kendi düşer tuzağa
Hakka hakikate tuzak kurulmaz
Lüzum yoktur görmek iiçin uzağa
Güzel, güzel iken ayrı durulmaz
Neye lâyık kıldı ise onun ile bezemiş
Onsekizbin âlemleri mevcûdatı Yaratan
Yeryüzünde insanlığa halifemsindir demiş
Cennete girmesi için imtihanı Yaratan
Ne kadar çok sevdiğini nemâz ile bildirir
Kederin Çilenin gamın yekünü
Terkederek kâinatta kökünü
Dağın taşın almadığı yükünü
Yüklendim sırtıma taşıyorum ben
Bindokuz yüzdoksa dörtte vurdular
Namerdin üstüne rahmet yağarken
Susuzluktan çatlar gölümüz bizim
El çınarın tepesine ağarken
El atsak kırılır dalımız bizimGüzel kelimeleri behimi
Zamane de fitne gemi edinmiş
Ateş suya giremez mi?
Gemidenizde yanıyor
Su benzine benzemez mi?
Balık mı suyu tanıyor?
Kara aka ak karaya
Diyarbakırdadır Pa. Ka. Ka. yolu
Dedi mesut denen yahudi kulu
İstanbul, engara antalya, Bolu
Antakya, Adana yahudi kolu
Viyana at sürerdin cephede




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!