Yıktı duvarları,
Çekti yeşil brandaları,
Demledi içti çayları,
Geldi bahar ayları.
Döktü betonları,
Uzaktanda uzaktasın,
Benden neden hep kaçarsın,
Bir gün gelir anlarsın,
Bilmiyorum zalımın kızı nasılsın.
Gel gitlerle dolu yaşantımız,
Leblebiler çorumdan geleli bir hafta oldu,
Çaylar bardaklara doldu,
Kırmızı motor güneşte soldu,
Bir çay koy gelirim ben..
Çayın yanında leblebiyi hep sevdim,
Bir çocuk Kuzköy sokaklarında koştuğunda,
Sen otur da onu izle,
Çocuk senden incinmesin,
Kulak ver konuşmalarına,
Ortak oluver oyununa,
Sakın ha,
Babam hastalandı,
Içim cız diye yandı,
Doktorlar iki kutu ilaçla saldı,
Bir cuma sabahı babam rahmetli oldu.
Hastalığına korona dediler,
Çorumdan düştüm yola,
Dinlenme tesisinde verdim mola,
Tostun yanında içtim kola,
Bir güzel aileye misafir oldum.
Son anda karar verdim,
Bacaların dumanı cılız tütüyor,
Bugün de akşam oldu Kuzköyüm,
Süt pişti dumanı üzerinde tütüyor,
Bir selam sal hemen geleyim Kuzköyüm.
Konuşmakla peynir gemisi yürümüyor,
Günaydın ey halkım,
Üzümleri getirin salkım salkım,
Nerede benim diğer yanım,
Bir haber ver Kuzköyümden .
Bak yeni bir gün daha başladı,
Hepsi tek tek girdi hayatıma,
Denk geldiler boş bulunduğum anıma,
Sokuluverdiler yanıma,
Bir kuş daha yuvadan uçtu.
Bir Kuzköy Atasözü der ki; ister köyde yaşayın, ister gurbette yaşayın mutlu yaşayın yeter...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!