Ey yaşlanan anılar!
Kiminiz sevinç,kiminiz kedersiniz,
Neden bana hücum edersiniz
Sonbahar gelince?
Durmadan pencereme vurursunuz,tak tak!
Doğurdun beni bıraktın gittin anne
Kanatların vardı senin
Altında ben vardım.
Onları da aldın gittin;
Ben açıkta kaldım anne…
Bütün yağmurlar üstümden geçti
Çalar fakat duymazsınız sesini zilin,
Haberiniz olmaz geldiğinden Azrail'in.
Dolaşır bir anda mahalle mahalle,il il;
Gelir iken tek,giderken çift gider Azrail.
Her yeri bürümüş bir kızıllık...Her yer hüzün!
Ufuklar kapalı; güneş doğmuyor gündüzün.
Alçaldı gökler; etti bulutlar ufka meyil,
Hüzündür bulutlardan bu yağan; yağmur değil.
Artmakta sonbaharda dallardaki kırıklar,
Seher vaktinin uhrevî havası,
Derin etkiler bırakır insanın ruhunda,
Uyandım ezan sesiyle bayram sabahında.
Tatlı bir kızıllığa bürünürken tan,
Doluyordu mabedin içi her yandan.
Bir ilkbahar günü,hava biraz serince
Bir kadın gördüm Cumhuriyet Meydanında
Servi boylu,ipince…
Âhenk,endam, güzellik,...Her şey onda
Tam istediğim bir kadın tipi…
Kadın değil mübarek;
Yer sofrasında sekiz kişi,
Tabakta dört zeytin…
Çocuklar çay içmez! ..
Birbirine bakan asık suratlar,
Bazen baş ağrır, bazen kasıklar.
Akdeniz kıyılarında geçerken çocukluğum,
Annemin bal sesiydi ilk duyduğum.
Annemin acısıydı ilk tadıp kendimden geçtiğim,
Bu acıydı mutluluklara katıp ilk içtiğim.
Dayı,amca derlerdi öncede,
kızardık.
sıkça dede diyorlar şimdilerde,
Başladı dedelik...
Ah gençlik!
Çok uzaklarda artık!
Bunaldığım zaman koşarım hemen sana
Ey deniz!
Bir kıyıcığına oturur,inleyen yüreğimi boşaltır,
Rahatlarım.
Sohbet ederim seninle mehtabın altında
Sabaha kadar...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!