Mehmet Cem Erdoğan Şiirleri - Şair Mehme ...

0

TAKİPÇİ

Mehmet Cem Erdoğan

Bazen diyorum bir Türk kızına şiir yazayım.
Bazen diyorum bir Rus kızına Antalya’da tatil hediye edeyim.
Bazen diyorum bir İngiliz kızına pembe ruj hediye edeyim.
Bazen diyorum bir Kürt kızına türkü söyleyeyim(kılam dıbema) .
Bazen diyorum bir Yahudi kızına kutsal kitabımızdan bahsedeyim.
Bazen diyorum bir Alman kızına çikolata hediye edeyim.

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Bizler, yani insanoğlu yaşamda kobay mıyızdır aslında? Deney farelerinin kullanıldığı gibi, kendimizi kullanılmış hissederiz çoğunlukla. Olaylar karşısında bazen çok sevinir, bazen afallar, bazen ise gözyaşlarına boğuluruz; bir anda. Yaşadıklarımızı yorumlamayı da hiç ihmal etmeyiz. Öğütler çıkarırız ve o öğütü başkalarıyla da paylaşırız. Yoksa bir düştüğümüz hataya bir daha düşmemek ne mümkün. Zaten bedenimizi düşürecek çukur dolu yeryüzü, ama ruhumuzu düşüren çukurlar, bütün hücrelerimizle yaralar, acıtır bizi. Her şeye rağmen yaşamak güzel şey. Sağlığımız da yerindeyse değmeyin keyfimize…

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Köyden yeni dönmüştük. Arabanın bagajında bir kasa elma vardı. O sırada yanımızdan el arabasıyla hurda toplayan eskici geçiyordu. Kasanın içinden en iri elmayı seçip ona verdim. Elmayı aldı ‘’teşekkür ederim’’ dedi ve yoluna devam etti. Arkasından baktım ve sırtındaki penyede eliyle selam veren neşeli çocuk resmini gördüm. Paylaşmanın gücü bu olsa gerek…

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Ben Sünnet Düğünleri’ne karşıyım. Neden mi? Küçücük bir et parçası için o kadar masrafa, organizasyona ne gerek var. Çünkü burada da ‘’olan var olmayan var’’ misali zenginlerin gövde gösterisine dönüşüyor. Yoksullar ise Sünnet Düğünü’nü nasıl yapacağını kara kara düşünüyor, çoğunlukla da yapamıyor. Çok yakın akrabalara duyurup, küçük bir merasim yerindedir bence. Yine de ‘’böyle gelmiş böyle gider, illaki düğün yapacağım’’ diyorsanız, kız çocuklarına da o masrafın aynısını bir sebeple yapmalısınız. Maksat eşitlik olsun, kardeşlik olsun… Evlilik Düğünleri ise elbette ki yapılmalı ama abartmadan, israfa kaçmadan. Akrabalar, tanışlar çağrılmalı…

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Belim ağrıyor diye doktora gittim sende HİCRAN YARASI var dedi.Ne zaman iyileşir dedim.ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ sonra iyileşir dedi.Spor yapmamı önerdi.ÇOK GÜZEL HAREKETLER BUNLAR yap dedi.Yaz tatilini HANIMIN ÇİFTLİĞİNDE geçirsene dedi.Orada kendime YAHŞİ CAZİBE gibi bir manita yapmamı önerdi.Bende öyle yaptım şimdi her tarafım ağrıyor...

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

sevgililikler ayrılıkla
nişanlılıklar yüzük atmayla
evlilikler boşanmayla
bitmesin istiyorum

portakal mandalinaya

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

ben türk'üm
dilim de türkçe
bu yüzden
türkçe kitaplar okuyorum
türkçe dualar ediyorum
türkçe şiirler yazıyorum

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Sen Ülker'sin
Ben Eti'yim
Seni seviyim

Bir de Torku çıktı
Rakibim

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Serçeyi bilmeyen var mıdır acaba dünyada? Hani şu evlerimizin çatılarına ve duvar boşluklarına yuva yapan, sofra beziyle silkelediğimiz yemek artıklarıyla beslenmeyi seven, insanoğlunun yakınlarında olan, buna rağmen yabani olan, hep yabani kalacak olan, daha çok kahverengi, az da olsa siyah renk taşıyan o kuşlar. Minik kuşlar. Miniktir o kuşlar. Ellerimizin en küçük parmağına isminin verilmesine sebep olan kuşlar.

İlkbaharda cıvıltılarını çokça duyarız. Sebebi ise bütün hücrelerini aşkın sarmasıdır. Diğer mevsimlerde sesleri azalır. Çünkü geçim derdi, evladı, ferdi derken başlarını kaşıyacak zaman bulamazlar. Yavruları için böcek avlamaya bile başlar, avcılığa merak sarar bu kuşlar. Ağustosböceği’nin anormal bir sesini duyarsanız bilin ki serçe onu yakalamıştır ve gagasında yavrusuna götürüyordur. Serçe yavrularının bir an önce büyümesi içindir bu protein ağırlıklı besleme şekli. Ebeveynleri bunu çok iyi biliyor.

Düşmanları da vardır tabi ki. Kediler. Ama ah bir yakalayıverse. Daha çok atmacalar. Kışın göz açtırmazlar. En çok ta sapanlı çocuklar. Keşke birileri o çocuklara sapan değil de kalem tutmanın, okumanın, yaşamanın, yaşatmanın güzelliğini anlatsa. Küçücük o bedenden minnacık canı çıkar, sapan taşı gövdesine isabet ettiğinde.

Devamını Oku
Mehmet Cem Erdoğan

Köydeki bahçemizdeyiz. Günlerden pazar, mevsimlerden ise yaz. Annem harman yerinde ekmek pişiriyor. Kardeşlerimle annemin etrafındayız. Birden bir dişi serçe belirdi. Anneme doğru yaklaşıyor ama ben kendisine doğru hareket edince geri çekiliyordu. Kısa zaman aralığında aynı durum tekrar edince, anneme: ‘’Anne herhalde bu serçenin yavruları var. Hamurdan bir parça at ki alıp gitsin’’dedim. Annem dediğimi yaptı ve serçe kendisine doğru atılan hamur parçasını alıp uzaklaştı. Biz ise epeyce sevindik bu duruma. Yıllar geçti hala neşelenirim hatırladıkça. Şundan ki: Serçeler evcil değillerdir ve asla evcilleşmezler. Ama bu serçenin sergilediği davranış evcil hayvanlara özgü bir davranıştı. Beni en çok sevindiren de bu oldu işte…

Devamını Oku