MEHMED’İM - 6
Kahr-ı Perişan’la vurduk mührü biz,
Vefasız akılda kalmaz hiç bir iz.
Deryalar coşsa da sarsılmaz diziz,
Sadakat burcunda ersin Mehmed’im!
Hakk-ı Mübin deriz, dönmeyiz yoldan,
Korkumuz mu olur fanî bir kuldan?
Hercai olanlar ne anlar halden?
Vefanın sönmeyen fersin Mehmed’im!
Azm-i Kat’i ile diktik bu direk,
Uçarı gönüle istikrar gerek.
Rüzgarla savrulan bir kuru yaprak-
Olmazsın, sen sarsılmaz dağsın Mehmed’im!
Daldan dala konan uçarı akıl,
Yoluna dökülen o kirli çakıl.
Hercai fikirlere olma hiç kefil,
Kökü mazideki bağsın Mehmed’im!
Modaya kapılıp aslından kopan,
Dünya metaına zevkle tapan.
Milli vakarıyla yollarını açan,
Gelecek olan o çağsın Mehmed’im!
Bir gün orada, bir gün buradalar,
Gönlü fırtınada, hep dardalar.
Bilmezler ki asıl hangi yerdeler?
Yönünü şaşırmaz yolsun Mehmed’im!
"Morç gitme" diyordu ecdadın sesi,
Korkutmaz bizleri ölüm gölgesi.
Hercai olanın bitmez tasası,
Huzuru getiren muştusun Mehmed’im!
Dışı süslü ama içi boş kovan,
Döneklik ruhuyla geçiyor devran.
Sende vücut bulur en yüce unvan,
Asalet mührü o tursun Mehmed’im!
Günübirlik dostluk, sahte gülüşler,
Ruhunu satmış o kirli görüşler.
Mehmed’im gelince biter bu düşler,
Gerçeği haykıran dilsin Mehmed’im!
Köksüz olan ağaç çabuk devrilir,
Hercai zihniyet yere serilir.
Seninle tarihe hesap verilir,
Adaletle vuran elsin Mehmed’im!
Mevsimlik sevdalar, geçici heves,
Hercai olanda kesilir nefes.
Ebedî davanın içinde bir ses,
Sönmeyen o kutlu nefessin Mehmed’im!
Turan’ın aşkıyla yanar bu ocak,
Dönek akılları sarsar bu kucak.
Hercai zihniyet elbet solacak,
Gelecek olan o baharsın Mehmed’im!
Vefasızlık sarmış dört bir yanını,
Unutmuşlar her an kutsal kanını.
Sen ki bu milletin koru canını,
Emaneti tutan zihinsin Mehmed’im!
Kökü olmayanlar savrulur gider,
Mehmed’im gelince düşman pes eder.
Milletim bu yolda çekse de keder,
Kederi dağıtan gülüşsün Mehmed’im!
Ahde vefa deriz, andımız budur,
Hercai olanın sonu korkudur.
İman kalesinde en büyük surdur,
Yıkılmaz bir kale, bendsin Mehmed’im!
Yunus’un aşkıyla yanan bir yürek,
Dünyaya nizamı vermek ne gerek?
Ecdat mezarında bekler gülerek,
Vefanın sahibi sensin Mehmed’im!
Mevlana diliyle sevgi ekeriz,
İkiyüzlü kula setler çekeriz.
Vatanın bağrına iman dökeriz,
Bereketi getiren elsin Mehmed’im!
Batı’nın sihrine kapılan gözler,
Hercai bir kalple söylenen sözler.
Mehmed’im deryadır, onları gizler,
Özünü kaybetmez pınarsın Mehmed’im!
Asil bir nesilsin, kökün sarsılmaz,
Seninle bu vatan asla sarsılmaz.
Destanın dillerde biter mi, yazılmaz?
Tarihe hükmeden cansın Mehmed’im!
Nizam-ı Alem’dir çıktığın bu yol,
Hercai olma sen, davanla bir ol!
Hidayet güneşi, haktan yana dol,
Dünyaya nur saçan şemsin Mehmed’im!
Gönül sarayımın bitmez şafağı,
Seninle dağılır küfrün bataklığı.
Şehidimin kanı, hakkın durağı,
Vakarın simgesi, özsün Mehmed’im!
Andımız ezelden, ebede sürer,
Düşman karşımızda boynunu büker.
Hercai olanlar yollara düşer,
Yoluna kurban o canlar Mehmed’im!
Vahdet-i vücutla buldun kemali,
Turan düşümüzün kutlu cemali.
Sen ki bu milletin sönmez hayali,
Gönül sarayımın hakanı Mehmed’im!
Nûrferah / Züleyha AKTAŞ
Züleyha AktaşKayıt Tarihi : 7.04.2026 07:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!