ÂBAD
Tiryâkı nûş edip, şerbet-i canı verip,
Mânâ ufkunda durup, izledim usulca.
Her seher vaktinde doğar bu nûr-ı nefes;
Ruhunda hissedersin, beni sarsınca!
Kederlenme diyerek her gece sînen gibi,
Kadem basıp dimağıma, can eyledim.
Gönül tahtında o asil rüyan gibi,
Bahtını okşayıp da âbad eyledim.
Hep bu yüzden ki kâmildir sadâlarım;
Söndürmez hiç fırtına bu umman ateşini!
Bu sahipsiz ve vakur satırlarım,
Döker cihana bu muzaffer neşesini!
Erişildi vuslat; işte o yol başı...
Kuruldu dergâhım şafaklar ortasında.
Yeniden doğduğum yer gerçeğin yoldaşı,
Yıllar yılı yürüdüm ezel hırkasında.
Mühürzar âbad oldu, güllerim ihyan,
Umutla uyanıp tan ağaranda...
Var, tam yirmi asırdır bize yoldaş olan;
Ezelden niyet edip, girdim rüyana!
Dökülünce zülfün, damlayınca çeşme-i cana,
Haykırsam sevdâmı cihana, yoktur pervamız!
Geçtim imtihandan henüz ilk sedâda;
Doğrulmuş omuzlarla muzaffer dâvamız!
Hakikatin nûruyla büyütüp beslediğim,
Bir asil mefkûredir can içindeki cevher.
Yıllardır aynı mukaddes fethin izinde,
Yürür bu yolda asil ve nurlu bir leşker.
Kim derdi ki kâtip melekler sual eylerken,
Mizan-ı haşirde o nizam altında;
Gelirse defterlerimiz sağ tarafımızdan,
Gülerek aynı selamı ver asırdan!
Fuzûlî bir sadâyla, nûr toprağı serip,
Zannedilir ki bir gölge gibi yiterim.
Selamın en şanlısıyla bir selam verip,
Asrın ufkunda durup, özledim seni...
✍️Nûrferah / Züleyha AKTAŞ
18 Mayıs 2026 – Saat: 15:03
Kayıt Tarihi : 19.05.2026 00:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!